| |
HÜZÜN VE
SEVİNÇ
Barış, huzur ve
mutluluk! Ne kadar güzel, derin anlamlı ve ahenkli
sözcükler…Hiç olumsuzluk barındırmıyor tıpkı on bir
ayın sultanı olan ramazan ayı gibi. Taşıdığı
değerler ve içerdiği anlamlar acısından en hayırlı
ay olarak değerlendirilen ramazan ayı bitmek üzere.
Bir ay boyunca tüm sevapları toplayıp iç huzurun
yaşandığı, ibadetlerden yardımlaşmaya dek en
güzelinin yaşandığı bu ay da; diğer aylar gibi
gelip geçiyor. İnsanlar bu ayda güzel ve faydalı
işler yapmaya daha fazla eğilim gösterirler. Çünkü
sevabı daha fazladır. Sosyal yardımlaşma adı altında
yardımlaşma duygularımızı zirveye ulaştırırız.
Paylaşmanın verdiği gönül huzuru ile başımızı
yastığa koyarız; bir sonraki ramazana kadar…
İyilikler ve güzellikler nedense hep kısa sürelidir.
Onu iyi ve de güzel kılan bu yönümü acaba, demekten
kendimi alamıyorum .
Kendimizle,
çevremizle bu ayda nedense daha barışık iç huzuru
ve aydınlığı güçlü kişiler oluruz. Birbirimizi daha
fazla düşünürüz. Yapılan işler niyetlere göre
değerlendirilir. Herkes yaptığı işin karşılığını
niyetine göre alır. Büyük şehirlerde de belediyeler
ramazanda bir birleri ile yarışırlar. Aş evleri
kurulur. Çadırlar açılır. Sıcak sımsıcak ortamlar
oluşturulur. Mideler şölenlere, gönüller iç
aydınlığa kavuşur. Her ne kadar gözlerdeki
endişeler yansısa da o, mutluluk kolay kolay
yaşanmaz bir daha. Hele sokakların çocukları ve de
insanı iseniz… Hiç bitmesin istersiniz. Ya da açlığa
mahkumsanız…
O gözlerdeki
çaresizliği, sorgulayışı, utangaçlığı, yok oluşu,
açlığı ve tükenişi gördüğümden beri uykularım
kaçıyor. Uykularımı kaçıran çok nedenler var, çok.
Yüz binlerce çocuk açlık sınırının altında yaşıyor.
Her yıl dünyamızda 6 milyon çocuk açlıktan ölüyor,
850 milyon çocuk açlık çekiyor. Bir yanda tokluk bir
yanda açlık… Ramazan ayı aç kalmışlığı, yoksulluğu
ve de fakirliği bir kez daha iftar yemeğinde
yüreğime düşürdü…
Anadolu’mdan
otantik bir mekan. Buram buram tarih kokuyor. Ortada
kocaman bir sütun. Sütuna otutturulmuş dört bölümlü
kubbeden oluşan geniş hacimli alanlar.Alanlar
masalarla donatılmış.Dört giriş kapısı bulunan
tarihi bir bedesten. Işık oyunları sizi alıp yıldızı
bol bir yaz gecesine götürüyor.Yüzlere yansıyan ışık
sizin kimliğinizi gizliyor , kendinizi daha rahat
hissetmenizi sağlıyor. O yüzden bizler daha
rahatız.Ama diğerleri için aynı şeyi söyleyemiyorum.
İnsanlar, bir şeylerden kaçar gibi endişeli ve
ürkek yüzler . Vakit yaklaştıkça servis tabaklarını
alıp yemek sırasına giriyorlar.Bazıları göz göze
gelmemek için çabalıyor, bazıları gözlerini hep
kaçırıyor;bazıları da önündekini iteleyip sıranın
kendine gelmesiyle meşgul.
Bizlerde servis
tabaklarımızı alarak sıraya giriyoruz. Bir gurubun
masasına oturuyoruz. Selamlaşmalar, hal ve hatır
sormalardan sonra, endişeli ve boş bakışlarda
canlanma ve yılların izlerini taşıyan yüzlerde bir
gülümseme görüyoruz. İftarın başlaması ile hanın
içerisi çatal ve kaşık sesine yenik düşüyor. Herkes
alabildiğine son sürat yemek kaşıklıyor. Başımı
gayri ihtiyarı kaldırdığımda bir çift gözle karşı
karşıya geldim. Ezikliği, yoksulluğu, sorgulayışı,
tükenişi o gözlerde gördüm. İçime bir şeyler aktı,
boğazım düğümlendi…Gözlerim buğulandı.. Kimsenin
gözlerine bakmadan yemek masasından ayrıldım.
İnsanlar bunları hak etmiyor. Hele çocuklar? Neden
açlığa mahkumlar? Neden geçici çözümler kalıcı
çözümlere dönüşmüyor? Diye sorguladım durdum..
Çözüm bulamadım. Sonra kendi kendime mırıldandım.
Silahlara veda edersek, barışa ve insanlığa
harcarsak sanırım çözeriz. Dünya o zaman
kötülüklerden, olumsuzluklardan arınmış olacaktır
diye… Herkes biliyor bunu ama …
İç dünyamızın
zenginleştiği, ruh ve bedenimizin gerçek ahengine
dönüştüğü birlik ve beraberliğin güçlendiği;
yaşamımızı sorguladığımız kadar başkalarının da
yaşamını düşündürmeye yönelten bu ayın kadrini
bilmek bu kutsal günleri geride bırakmanın
burukluğu, dostların kucaklaştığı, kırgınlıkların
son bulduğu, bayram gününe ulaşmanın mutluluğu,
heyecanı yüreğimi ve gönlümü bir taraftan
sarmaladı bir taraftan da hüzünlendirdi. Bayramlar
mutlu insanlarla anlam kazanır. Tüm insanların mutlu
olmasını tüm yüzlerin gülmesini ;gülümseme ve
huzurun ruhumuzdan ve bedenimizden eksik olmaması
dileğiyle bayramımız kutlu olsun.
Samiye SEZEN SAYIN
20/10/ 2006 - BURSA
|
|