|
|
MAKALELER
| |
HÜSEYİN DURMUŞ |
|
| |
SICAKLAR YAKIYOR
Aman
dikkat!!!! Türkiye son yüz yılın en
kurak ve en sıcak günlerini yaşıyor
15 gündür. Sıcaklıklar gölgede 45
dereceye ulaşırken, deniz kıyısında
kumun üzerine yumurtayı kırsanız ne
tüpe ne de ocağa ihtiyacınız
olmayacak. Hemen pişecek ve afiyetle
yemeye başlayabileceksiniz.
Lütfen dikkat!!!! Kalp sıkıntısı,
gönül ağrısı, şeker, solunum
yetmezliği, astım… gibi sorunlarınız
varsa, sakın evden dışarıya adımınız
atmayınız. Ne olur ne olmaz, bu
sıcaklar inanın sizi de fena çarpa
bilir. Hele sıcaktan kavrulan başta
ülkemiz olmak üzere şuana kadar
sıcaktan ölenlerin sayısı 180
sayısını aştı. Sağlığımıza dikkat
edelim ve doktor tavsiyelerine
uyalım. Bol bol su tüketelim bu
kurak mevsim de olsa içecek bir su
buluruz mutlaka. Tuzlu ayran, bol
sulu gıdalar yiyelim. Sevdiklerimizi
üzmek istemiyorsak daha dikkatli
olalım ve öğle saatlerinde zorunlu
olmadıkça dışarıya çıkmayalım.
Bir başka sıcak daha var şu sıralar
bizi çarpan. Sanırım bunu hemen
anladınız dostlarım. Seçim sıcağı da
çok fena çarpıyor. Seçim kararı
alınmadan önce siyasilerin
söylemleri ile seçim kararının
alınmasından sorma ortadaki siyasi
söylemlerin ne kadar çok sıcak,
ateşli ve ne kadar hem cep hem de
dil yaktığını görmek mümkün. Aslında
bu seçim sıcağı bir şeyi daha
yakıyor. İnsan şeref onurunu yakıyor
ne yazık ki.
Gittikçe kızışan siyasi arenada
benim en çok dikkatimi çeken
hakaretler ve bunların içerisinde
de; “ Şerefsiz, ahlaksız, edepsiz,
vatan haini, korkak, kılavuzu karga
olan, satılmışlar..” sözcüklerini
sıkça duyar olduk ve inanın artık
gına gelemeye başladı. Haberlerin
olduğu saatte tv yi kapatısım
geliyor. Hani al birini vur
ötekine. Tencere misali yuvarlanıp
bir birlerini bulmuşlar siyasi
arenada diyeceğim ama, bu durum
inanın az bile gelir.
20.Nisan.1920 de Ulu Önder Mustafa
Kemal Atatürk, silah arkadaşları ve
Anadolunun her köşesinden bu
ülkenin; “ Asla bir manda ülke
olamayacağını, Türk ulusunun
bağımsızlığını, özgürlüğünü bir
başkasının eline teslim
edemeyeceğini düşündüler. Türk
ulusunun; şeref, haysiyet ve
namusunun ayaklar altına alınmasına
ve esir bir ulus olmaktansa
bağımsızlık ve özgürlük uğruna şehit
olmayı göze alırız.” demişlerdir.
Türkiye Büyük Millet Meclisini
kuranların ne kadar şerefli, namuslu
ve haysiyetlerine onurlarına düşkün
olduğunu bilmeyen yok. Bu konuda söz
söylemeye, hatta en ufak bir şüphesi
olan varsa karşısına hemen beni
almaya hazır olsunlar.
Şimdi seçim takvimi çalışıyor.
Bundan 87 yıl önce kurulan meclise
girenlerin kendi aralarındaki
konuşmalara bakın. İnceleyin. Bir de
şimdiki seçimde konuşan siyasi
millet vekili adayların
konuşmalarına bakın. En çok
üzüldüğüm nokta şu. O yüce meclise
girmeye çalışan millet vekilleri bir
birlerini şerefsizlikle,
hırsızlıkla, onursuzlukla, vatan
hainliği ile suçluyorlar ve hasbel
kader bu suçlamalara muhatab olan
siyasilerin bir kısmı seçim sonunda
bu yüce meclisin çatısı altına
girecekler. Kürsüye çıkıp şeref sözü
verecekler ve yemin edecekler. Peki
neden ve nasıl yemin edecekler? Bu
kısımda biraz soru işareti var.
T.C Anayasasına göre; “ Kanuni
kovuşturmanın mahkemelerce sabit
olmayan suçlamalar asılsızdır ve
kişi yasalarca sabit olmadıkça suçlu
sayılmaz…” der. Peki bir birlerini
suçlayan siyasiler bu yüce meclise
girmeden önce kendilerine yapılan bu
iftiralara karşılık ne zaman cevap
verecekler. Bu suçlamaları meclise
girmeden önce aklamaları gerekmez
mi? Aslında bu konuda siyasilerin
çok dikkat etmeleri gerekiyor. Ulu
orta konuşmamaları gerekir. Son
zamanlarda siyasi arena inanın iyice
kızıştı. Bir birlerini şerefsizlik,
ahlaksızlıkla suçlayacaklarına,
kendilerine çeki düzen verip
sözlerine dikkat etmeleri. Yoksa
daha yemin etmeden bu suçlamalar, bu
ifadeler onların meclise girdikten
sonra da devam ederse çok üzüleceğim
inanın. Kısacası siyasi arena
kızıştı ve hakaretler diz boyunu da
aştı. Yeni meclisin oluşumunda
şimdiden sıkıntı başlamıştır. Yeni
millet vekili seçiminin ulusumuz,
milletimiz ve halkımız için hayırlı
olmasını dilerim.
Saygılarımla.
İzmir/
05.07.2007
Hüseyin DURMUŞ
|
|
|
|
| |
Ana Sayfa |
|
|
|
|