| |
HÜSEYİN
DURMUŞ
SINIRLARI
ZORLAMAK
Ben diyorum ki;
“NE
YAPARSANIZ YAPIN; İSTER ÇALIN, İSTER SATIN,
İSTER ADAM ÖLDÜRÜN. NE
OLURSANIZ OLUN. ANCAK İNSANLARIN; BAYRAĞINA,
VATANINA VE İNANCINA DOKUNMAYIN. LÜTFEN SAYGILI
OLUN. SAYGILI OLUN Kİ; VAR OLAN HUZUR
BOZULMASIN!!! “
İnsanın
canını sıkmak için uğraşmayın. Laik bir devlette
bazı art niyetli kişilerce ki bu kişilerin
bazıları devlette yönetim kadrosunda görev
yapıyorlar. Bu ülkede daha Danimarka’nın basın
kuruluşları dünya Müslümanların inancı ile
oynamış ve ortalık aya tam kalkmışken, ülkemizde
bir hakimin vermiş olduğu karar inanın beni çok
üzdü. Hele bir de aynı yargı kararının yerinde
olduğunu, hatta gerekirse bu yargı kararının
evlerin içine kadar girebilmesini savunan YÖK
başkanının demeci beni can evimden vurdu.
Büyük önder Atatürk; “
Din bir vicdan meselesidir. Herkes vicdanının
emrine uymakta serbesttir. Biz dine saygı
gösteririz. Düşünüşe ve düşünceye karşı değiliz.
Biz sadece din işlerini, millet ve devlet
işleriyle karıştırmamaya çalışıyor, kasıt ve
fiile dayanan tutucu hareketlerden sakınıyoruz.
(1926)
Lâiklik, yalnız din ve dünya işlerinin
ayrılması demek değildir. Bütün yurttaşların
vicdan, ibadet ve din hürriyeti de demektir.
(1930)” bu ifadeyi ülkemizde; Müslüman,
Hristiyan, Yahudi ayrımı gözetmeksizin
söylemiştir. Ya bugün ne yapılıyor? Kamu
kurumunda laiklik ilkesi gereğince başını açan
bir bayanın, işyerinden çıktıktan sonra inancı
gereğince başını örtmesinin neresi laiklik
karşıtı oluyor? İnsanlar inancını rahatça
yürütemeyecek mi? Gerekirse benim evim ne
zamandan beri kamusal alan olma özelliği
taşımaktadır? Benim evimin kamusal alan ilan
edilmesini hangi ANAYASA maddesi emrediyor?
Sizlere sadece aşağıdaki ANAYASA
maddelerini yazmakla yetineceğim. Buna göre:
“
MADDE 12 - Herkes, kişiliğine bağlı,
dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak
ve hürriyetlere sahiptir.
Temel hak ve hürriyetler,
kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere
karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder.
MADDE 15 - Savaş, seferberlik,
sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde,
milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler
ihlâl edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği
ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması
kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar
için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı
tedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen
durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller
sonucu meydana gelen ölümler (...) (*) dışında,
kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî
varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din,
vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya
zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç
ve cezalar geçmişe yürütülemez, suçluluğu
mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse
suçlu sayılamaz
MADDE 21 - Kimsenin konutuna
dokunulamaz. Kanunun açıkça gösterdiği hallerde,
usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça;
gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla
yetkili kılınan merciin emri bulunmadıkça,
kimsenin konutuna girilemez, arama yapılamaz ve
buradaki eşyaya el konulamaz. Madde 21.-
(Değişik: 4709 - 3.10.2001 / m.6) Kimsenin
konutuna dokunulamaz. Milli güvenlik, kamu
düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık
ve genel ahlakın korunması veya başkalarının hak
ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri
veya birkaçına bağlı olarak usulüne göre
verilmiş hakim kararı olmadıkça; yine bu
sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca
bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış
merciin yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin
konutuna girilemez, arama yapılamaz ve buradaki
eşyaya el konulamaz. Yetkili merciin kararı
yirmidört saat içinde görevli hakimin onayına
sunulur. Hakim, kararını el koymadan itibaren
kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, el
koyma kendiliğinden kalkar
MADDE 24 - Herkes, vicdan,
dinî inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir. 14
üncü madde hükümlerine aykırı olmamak şartıyla
ibadet, dini âyin ve törenler serbesttir.
Kimse, ibadete, dinî âyin ve
törenlere katılmaya, dinî inanç ve kanaatlerini
açıklamaya zorlanamaz; dinî inanç ve
kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz.
Din ve ahlâk eğitim ve
öğretimi Devletin gözetim ve denetimi altında
yapılır. Din kültürü ve ahlâk öğretimi ilk ve
ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu
dersler arasında yer alır. Bunun dışındaki din
eğitim ve öğretimi ancak, kişilerin kendi
isteğine, küçüklerin de kanunî temsilcisinin
talebine bağlıdır.
Kimse, Devletin sosyal,
ekonomik, siyasî veya hukukî temel düzenini
kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya
siyasî veya kişisel çıkar yahut nüfus sağlama
amacıyla her ne suretle olursa olsun dini veya
din duygularını yahut dince kutsal sayılan
şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz.”
Bunlar; T.C Cumhuriyeti
Anayasasından alınmış olan maddelerdir. Bu yasa
1982 yılında yürürlüğe girmiş, değişik
tarihlerde ihtiyaca karşın ve Avrupa Ortak
Pazarına girebilmemiz için Türkiye Büyük Millet
Meclisince oluşmuş olan yaşam güvencemiz olan
ANAYASA’mızdır.
Fazla uzatmak istemiyorum.
Şuan ortalığı kızıştırmak, Ülkemizi karıştırmak
için bazı oyunlar dış mihraklarca ortaya
çıkarılmaya başlandı. Aklıselim davranalım.
Taşkınlık yapmayalım. Sinirlerimize hakim
olalım.
Şimdi; inancım ile alay
etmeye kalkan YÖK başkanı ile onun gibi düşünen
inanç düşmanlarından başta Müslümanlar olmak
üzere, Hıristiyan, Yahudi vatandaşlarımızdan
özür dilemeleri gerekmektedir. Evimin garantisi
Anayasamızca sağlanırken, anayasayı çiğneyerek
evimi KAMUSAL ALAN yapmaya kim, hangi hakla
yapacak? Lütfen açıklama ve özür bekliyorum!
Davutlar/12.02.2006
Hüseyin DURMUŞ
|
|