“Anam
Gecelerim
gayrı sensiz, bilirsin
Anam,
Hecelerim
gayrı densiz, bilirsin
Gözlerim
kemsiz
Gözlerim
gayrı sensiz, bilirsin, anam!...
Şafak otuz
sekiz ya
Kolay
sanmayasın dağ başında
Duman
aşımda!...
Anam,
Nöbetimde;
gecemde, gündüzümde
Seni özler
dururum
Gün
kararmasını bekler dururum!...
Anam,
Öyle, seni
özledim.
Şafak
vakti yufka açan ellerini
“Kalk!
Oğul, sabah oldu” diyen
dillerini
Saçını
ağartan dertlerimi
Özledim
anam, seni özledim, anam seni!
Gözünün
bir bakışını
Kiliminin
dokusunu, gayrı nakışını
Elin
omzunda, başım dizinde
Toprağın
başında geçirdiğim yazını,
Seni
özledim! Anam, seni!..
Senden
yadigâr kalan bir şey yok ki
Bakışların
yok ki o güzel gözlerinden
gelen!..
Bir eski
resmin yok ki!
Avucumun
içine güzel ellerinle yaktığın
kına geçtiki
Geçmeseydi
de gece karanlıklarında,
gözyaşlarımla birlik olup
öpseydik
kınanı!..
Gece
ayazında,
Bir
özleminin, bir de sigaramın
dumanı tütüyor anam!
Ranzalar
öyle rahat değil
Ellerinle
yazdığın döşeğim gibi değil anam
Zaten
sırtlarım ağrıyor!
Sen
ovardın, olsaydın yanımda
Sonra,
gözlerine baksaydım doya doya!..
Şafak otuz
yedi oldu ya anam bugün
Geçmek
bilmiyor işte günüm
Ozanın
dediği
Her günün
bir yıl olması, bu olmalı her
hâl
Anam, sabahın yufkanı ederken,
kokusunu bu yana savur da sal
Belki
kokusunu alırım, yüreğim belki
sesini duyar, anam
Beni
sorarsan halım iyi anam
Her şey
iyi ya, hasretim var,
Zaten
canımı canına katan, o anam!..
Seni
özledim, anam, asker ocağında,
seni!
Kahırlarım, dertlerin en büyüğü
ana hasretiymiş, ana hasreti!
Ya, anam
işte böyle
Tüfek
omzunda
Otuz altı
gün daha
Eğer vatan
uğrunda, şehit olmaya çıkmazsak
doğa
Gelirsem
kapının önüne, çağırırsam adını,
ana...
Vakit
tamam, anam
Can
parçam, yürek karam, anam
Sılayı,
yari de, babamı özledim ya
En çok
seni anam!
Ben
gelmeden kara topraklara girme
anam!
Şehit
olursam da ağlama anam!
Haydi
kalın selâmetle!...”
ve
böyle bitiyordu 2. Kolordu
3.Alay 2. Tabur 3.Bölük 79/4
Şehit Er Enver Öztürk’ün mektubu