SORMA
Keşke iki kol düğmesi gibi
yan yana durmayı
Becerebilseydik…
Mevsimler sormasaydı hatırımızı
Ne baharları ne kışları yaşasaydık
Tek bir mevsim olsaydı dünyamızda…
Ama hepsi bitti…
Islanırken her bir bakışta, solarken her bir
çiçeği
Düşlerken umarsızca sevebilmeyi
Özledin mi?
Bir şiir yazmak istediğinde, elindeki kalemi
kağıda
götürürken
Kelimeler sevginin yoğunluğu ile işlenirken
Beni düşünmedin mi?
Büyüsüne kapılmışken kelimelerin,
İnat ederken o güzel anılara
Usulca eserken rüzgar,
Karanlıktan korkup
Yıldızları görebildin mi?
Ve kaçıp giderken birden
Arkana bakıp
Bir “ HOŞÇA KAL” diyebildin mi?
Hiçbirini…
Ne umarsızca sevebilmeyi, ne rüzgara değişen
koşabilmeyi ne korkularla yıldızları görebilmeyi
ne de
O güzel anılardan kaçıp giderken
Bir “ HOŞÇA KAL”
Sen gittin!
Gökler ağlamak isterken
Bulutları neden aldın ki yanına
Eğer buysa “sevmek” dediğin
Eğer bunun adına “aşk” diyorsan
Hadi git o zaman sevgilim!
Aşkımız bizi çoktan terk etti
Mevsimler tek değil
Sordular hatırımızı
Şimdi rüzgarlar sert, şimdi gökler yaslı
Hasret güneşe…
Gelme sakın…
Acılanırken yüreğim,
Bana onlar gibi hatırımı sorma!!!
Emek Ürün ERDOĞAN
Söke/2005
Kaynak: Hilmi Fırat
Anadolu Lisesi/ Genç Bakış / mart 2005/
yıl-4/sayı-4