Ana Sayfa

 
 

Edebiyat

 
 

Öyküler

 
 

Makaleler

 
 

Şiirler

 
 

Tiyatro

 
 

Hakkımızda

 
 

İletişim

 
     
  Hidayet Karakuş
Nazan Duman
Kübra DurmuşGülçin Can
Hüseyin Durmuş
Emrah Buran
 
 

 
   
     
 

YAZILARINIZI
BEKLİYORUZ





kafiyenet okurlarının siteye katkılarını bekliyoruz.
Yazılarınızı iletin, yayınlansın.
Şimdiden katkılarınız için teşekkür ederiz.

İletişim adresi olarak
yazi@kafiye.net
adresini kullanabilirsiniz.

 
     
  Yunus Emre
Pir Sultan Abdal
Köroğlu
Erzurumlu Emrah
Dadaloğlu
Aşık Veysel
 
     MAKALELER                                             
   HÜSEYİN  DURMUŞ  
 



                      BİR TAKSİ YOLCULUĞU

Yirmi yıl önce geçimimi taksicilik yaparak kazanıyordum. Bir keresinde, saat sabaha karşı 02.30'da bir yolcu aldım; adrese vardığımda, giriş katındaki bir pencerede görülen tek işimin dışında bütün bina kapkaranlıktı. Bu şartlar altında, çoğu taksi şoförü bir iki sefer korna çalar, bir dakika bekler, sonra çeker giderdi. Fakat ben, taşıma aracı olarak yalnızca taksiye bağlı pek çok fakir insanla karşılaşmıştım. Eğer etrafta tehlike kokusu yoksa, her zaman kapıya giderdim. Bu yolcu belki de benim yardýmýma ihtiyaç duyacak biridir, diye düþünürdüm kendi kendime. Onun için kapıya gittim ve çaldım, "Bir dakika", diye yanıt verdi zayıf, yaşlıca bir ses. Yerde birşeyin sürükleyerek çekildiğini duyabiliyordum.
Uzun bir aradan sonra, kapı açıldı. Önümde 80'li yaşlarında, ufak tefek bir hanım duruyordu. Sanki 1940' ların filmlerinden çıkmışcasına, emprime bir elbise giymiþti ve bağına da ön tarafına tül tutturulmuş yuvarlak bir þapka takmıştı.
Yanında küçük, plastikten bir valiz vardı. Daire sanki içinde yıllardır hiç yaşanmamış gibi bir görünüme sahipti. Bütün eþyalar çarşaflarla örtülüydü. Duvarlarda saat, süs eşyası ya da tezgahın üzerinde kap-kaçak yoktu. Köşede, içi fotoðraf ve cam bardaklarla doldurulmuş bir karton kutu duruyordu.
"Çantamı arabaya kadar taşır mıydınız?" dedi. Valizi arabaya götürdüm, sonra kadına yardım etmek üzere döndüm. Koluma girdi ve yavaşça arabaya yürüdük. Nezaketimden ötürü teşekkür edip duruyordu. "Bir þey değil", dedim ona. "Ben yalnızca anneme nasıl davranılmasını istiyorsam yolcularýma o şekilde davranmaya gayret ediyorum."
"Ah, ne kadar iyi bir çocuksun sen," dedi. Arabaya bindiğimizde, bana adresi verdi, sonra, "şehrin içinden gitmemiz mümkün mü?" diye sordu.
"Orası kestirme değil," diye cevap verdim hemen.
"Benim için fark etmez," dedi. "Acelem yok. Güçsüzler yurduna
gidiyorum."
Dikiz aynasından baktým. Gözleri parlıyordu. "Ailemden kimse kalmadı," diye sözünü sürdürdü. "Doktor çok fazla zamanım kalmadığını söylüyor."
Yavaşça uzanıp taksimetreyi kapattım.
"Hangi yoldan gitmemi arzu edersiniz?" diye sordum.
Ondan sonraki iki saat boyunca şehirde dolaştık. Bana bir zamanlar,
asansör işletmeni olarak çalıştığı binayı gösterdi. Yeni evlendiklerinde kocasıyla birlikte oturdukları mahallede gezindik.
Arabayı, genç kızlığında dansa gittiği bir zamanlar balo salonu olan mobilya ambarının önünde durdurmamı istedi. Arada bir belirli bir binanın veya bir köşenin önünden geçerken yavaşlamamı rica edip, gözlerini karanlığa içine dikerek, hiç bir şey söylemeden öylece oturup baktı.
Güneþin ilk ışıkları ufukta belirmeye başlamıştı ki, birden "Yoruldum.
Gidelim artık," dedi.
Sessizlik içinde bana vermiş olduğu adrese gittik. Sütunlu girişi olan
alçak bir binaydı, hastaların iyileşmek için gittiği sağlık evlerine
benziyordu.
Araba durur durmaz, iki hademe çıkarak yanımıza geldi. Merak ve
dikkatle kadnın her hareketini izliyorlardı. Onu bekliyor olmalıydılar. Bagajı açarak küçük valizini kapýya götürdüm. Kadın tekerlikli iskemleye oturtulmuştu bile.
"Borcum ne kadar?" diye sordu, çantasına uzanarak.
"Borcunuz yok," dedim.
Geçiminizi sağlamanız gerek," diye cevap verdi.
Başka yolcular var," dedim. Neredeyse hiç düşünmeden eğildim ve onu kucakladım. Bana sımsıkı sarıldı.
Yaşlı bir kadına küçük bir mutluluk yaşattınız," dedi. "Teşekkür
ederim."
Elini sıktım, sonra loş sabah ışıklarının içine yürüdüm. Arkamda bir
kapı kapandı. Bir hayatın kapanış sesiydi bu.

O vardiyamda artık hiç müşteri almadım. Amaçsızca, düşüncelerimde
kaybolmuş dolaştım. Günün geri kalan kısmında hemen hiç konuşamadm. Ya o kadıncağız öfkeli bir şoföre ya da vardiyasını bitirmek için acele eden bir şoföre rast gelseydi? Ya ben yolculuğu reddetseydim veya bir kere korna çalıp sonra da çekip gitseydim?
Şöyle bir yeniden gözden geçirdiğimde, aklıma hayatımda bundan daha önemli yaptığım bir şey gelmedi.
Hayatımızın önemli anların etrafında geliştiğini düşünmeye
şartlanmışızdır. Fakat önemli anlar bizi genellikle habersiz
yakalar ---
başkalarının önemsiz sayabileceği bir biçimde güzelce paketlenmiş
olarak.


İNSANLAR NE YAPTIĞINIZI VEYA NE SÖYLEDİĞİNİZİ TAM OLARAK HATIRLAMAYABİLİRLER, FAKAT KENDİLERİNİ NASIL HİSSETTİRDİĞİNİZİ DAİMA HATIRLARLAR.

Derleyen /  Hüseyin  DURMUŞ

 


 

 
 
                                                                                                 Ana Sayfa  
     
   
 

    

 
     
 

 
     
     
 

 
   Günlük Özgürlük  
 

 

 
     
  Dr Tuncay Filiz
Milli Eğitim Baka.Çanakkale
Kültür ve Turizm
İzmir Belediyesi
Konak Belediyesi