|
Tasdikname İle
Uzaklaştırma
Hasan PULUR üstat hem adaşım, hem de
sevdiğim bir köşe yazarıdır. Bu yüzden her
gün gazetemi alınca önce birinci sayfayı
gözden geçirir, sonra Hasan PULUR' u okurum.
22 Temmuz 2006 günkü yazısını okuyunca 32
sene öncesine gittim. Olaylar bir film
şeridi gibi gözümün önünden geçti. Hafızamı
sızlatırcasına acı acı tebessümle
hatırladım. Bu ülkede bir insanı harcamak ne
kadar basit ve kolaymış meğer.
Yıl 1974. Öğretmen okulu 5. sınıf
öğrencisiyim. Öğretmen olmayı amaç edinmiş
ve bu uğurda gece gündüz çalışıyorum. O
sınıfa gelinceye kadar hiçbir sınavdan zayıf
not almamışım. Okulun başarılı bir
öğrencisiyim. Öğretmenlerim seviyor.
Müsamerelerde sık sık yer alıyorum. Bir çok
öğretmenim havadan sudan yarışmalar yapıp
bana incitmeden harçlık veriyorlar.
Kastamonu Göl Öğretmen okulunun parasız ama
popüler bir öğrencisiyim. 17 Yaşında bir
delikanlıyım. Bir tesadüf sonucu Kız
Öğretmen Okulu öğrencisi Ankaralı Emine ile
tanıştım. O da öğretmen adayı. O na
mektuplar yazdım. Ülkemiz gerçeklerini
anlatan, köylerimizi anlatan mektuplar.
Üstat Fakir BAYKURT' un kitaplarında bu
gerçekler tüm çıplaklığıyla yansıtılmış,
oku onları dedim. Fakat Emine mektuplarımdan
birini yakalatmış. O okul mektubu bizim
okula göndermiş. Hadi bakalım bir disiplin
soruşturması. Meğer ben ne büyük suç
işlemişimde haberim yokmuş. Sonunda beni il
disiplin kurulu kararıyla okuldan süresiz
uzaklaştırdılar. O yıllarda bu cezaya
"süresiz tart" deniyordu. Ne başarılı bir
öğrenci olduğum, ne de idealist bir öğretmen
adayı olduğum kimsenin umurundu bile olmadı.
"Bu komünistliğe eğimli, başı ezilmeli"
dediler o kadar. Ama ben yılmadım. Ankara'
da yüksek disiplin kuruluna itiraz ederek,
uzun uğraşlardan sonra cezamı başka bir
okula sürgüne çevirtmeyi başardım ve eğitim
öğretimime Adana Düziçi Öğretmen Okulunda
devam etme hakkı elde ettim.
Bu okulda da başarılı bir öğrenciydim.
Düziçi Öğretmen Okulunda son sınıfa yani 7.
sınıfa gelmiştim. Öğretmen olmama yarım
dönem kalmıştı. Sınıf mümessili idim. Yatılı
okullarda idare ile öğrencilerin arasında
irtibat sağlayan, bir bakıma yönetime
yardımcı olan öğrenciler seçilir ve onlara
sınıf mümessili denirdi. Bir gün sınıfımdaki
öğrencilerin ayakkabı numaralarını liste
olarak yazıp okul yönetimine teslim etmeye
idare binasına gitmiştim. Öğrencilere spor
ayakkabısı dağıtılacaktı. Listeyi teslim
etmek üzere idare binasına girdiğim sırada
bir grup öğrenci de yönetimi protesto etmek
amacıyla idare binasına doğru yürüyüşe
geçmişler. Şimdi aradan yıllar geçti ve
kutsal bildiğim her şey üzerine yemin
ediyorum ki benim böyle bir şeyden haberim
yoktu. Ama eğitim şefi Ali Bey beni odasına
kilitleyerek " Elebaşlarını yakaladım!" diye
bağırmaya başladı. Uyduruk bir kaç ifade
alınarak beni okuldan attılar. Adana il
disiplin kurulunca da " Okuldan Tasdikname
İle Uzaklaştırma" cezası almam sağlanarak
öğrencilik hayatım sonlandırılmış oldu. İşte
bu kadar kolaydı. Bir insanın geleceğini
karartmak, ideallerini elinden almak.
Bir Hilmi Baba vardı. Hilmi ALGAN rehberlik
öğretmenimiz. Uğraştı, didindi ama nafile.
Kurtaramadı. İdareciler karar vermişlerdi
bir kere. Hilmi Baba kendine inanan
öğretmenlerden de yardım alarak bana 800
lira ayarladı ve beni Adana' da bir avukata
gönderdi. Avukata vekaletname vererek "DANIŞTAYA"
dava açılmasını sağladı. O avukat ta ücret
talep etmeden davayı üstlendi. Sonunda
DANIŞTAY 6. Dairesi haksızlığa uğradığıma
hükmederek Adana İl Disiplin Kurulunun
vermiş olduğu Tasdikname ile uzaklaştırma
cezasını bozdu.
Bakanlık Öğretmen Okulları Genel Müdürlüğü'
de bu karar istinaden beni Balıkesir
Savaştepe Öğretmen Okuluna gönderdi. Zaten
öğretim yılının bitmesine de az bir zaman
kalmıştı. Yeni okulumda ancak bütün
derslerden birer sınav olabildim. Eski
notlarımda iyi olduğundan öğretmen okulunu
Mayıs döneminde direkt olarak bitirdim.
Okulun yaptığı hiçbir sınavdan kırık not
almadım. Birçok kez sürüldüm ama Öğrencilik
hayatımda hiçbir sınavdan kırık not almadan
okulu bitirme başarısı gösterdim. Ve aradan
yıllar geçti.
Mesleğimde 30 yılı bitirdim. Bir çok kez
takdirname, teşekkür, aylıkla ödüllendirme
aldım. Ne ülkeme, ne ülkemin bir ferdine
ihanet etmedim. Tüm yaşantım çocuklara
adandı. Ülkemin geleceğine adandı. Şimdi
düşünüyorum. Benim hayatımı karartmaya
çalışan eğitim şefi Ali Bey ve onun gibi
düşünen idareciler mi rahattır? Yoksa
öğrencilerinin geleceğini kurtarmaya çalışan
Hilmi Baba mı rahattır? Öbür tarafta!.. Yine
Düşünüyorum. Benim öğretmen olmamı
engelleyebilseydi Eğitim Şefi Ali Bey, Ahmet
Bey, Mehmet Bey. Acaba benim yerime ülkemin
yolu izi olmayan en ücra köylerine kendileri
mi gideceklerdi... Ve düşünüyorum ama bir
türlü anlayamıyorum. Bu adamlar neden benim
yolumu kesmek istediler. Bu ne biçim bir
zihniyettir. Hilmi Babayı ve çeşitli
vesilelerle bana incitmeden harçlık vermeye
çalışan değerli öğretmenlerimi saygıyla
anıyor, ölmüşlerse Allahtan rahmet diliyor,
sağ olanların ellerinden öpüyorum.
23.07.2006
Hasan SAVAN
Şenpazar HEM Müdürü
|