Ana Sayfa

 
 

Edebiyat

 
 

Öyküler

 
 

Makaleler

 
 

Şiirler

 
 

Tiyatro

 
 

Hakkımızda

 
 

İletişim

 
     
  Hidayet Karakuş
Nazan Duman
Kübra DurmuşGülçin Can
Hüseyin Durmuş
Emrah Buran
 
 

 
   
     
 

YAZILARINIZI
BEKLİYORUZ





kafiyenet okurlarının siteye katkılarını bekliyoruz.
Yazılarınızı iletin, yayınlansın.
Şimdiden katkılarınız için teşekkür ederiz.

İletişim adresi olarak
yazi@kafiye.net
adresini kullanabilirsiniz.

 
     
     
    
  MAKALELER  
  HASAN SAVAN  
 
 

       Tasdikname İle Uzaklaştırma

Hasan PULUR üstat hem adaşım, hem de sevdiğim bir köşe yazarıdır. Bu yüzden her gün gazetemi alınca önce birinci sayfayı gözden geçirir, sonra Hasan PULUR' u okurum.
22 Temmuz 2006 günkü yazısını okuyunca 32 sene öncesine gittim. Olaylar bir film şeridi gibi gözümün önünden geçti. Hafızamı sızlatırcasına acı acı tebessümle hatırladım. Bu ülkede bir insanı harcamak ne kadar basit ve kolaymış meğer.
Yıl 1974. Öğretmen okulu 5. sınıf öğrencisiyim. Öğretmen olmayı amaç edinmiş ve bu uğurda gece gündüz çalışıyorum. O sınıfa gelinceye kadar hiçbir sınavdan zayıf not almamışım. Okulun başarılı bir öğrencisiyim. Öğretmenlerim seviyor. Müsamerelerde sık sık yer alıyorum. Bir çok öğretmenim havadan sudan yarışmalar yapıp bana incitmeden harçlık veriyorlar. Kastamonu Göl Öğretmen okulunun parasız ama popüler bir öğrencisiyim. 17 Yaşında bir delikanlıyım. Bir tesadüf sonucu Kız Öğretmen Okulu öğrencisi Ankaralı Emine ile tanıştım. O da öğretmen adayı. O na mektuplar yazdım. Ülkemiz gerçeklerini anlatan, köylerimizi anlatan mektuplar. Üstat Fakir BAYKURT' un kitaplarında bu gerçekler tüm çıplaklığıyla yansıtılmış,  oku onları dedim. Fakat Emine mektuplarımdan birini yakalatmış. O okul mektubu bizim okula göndermiş. Hadi bakalım bir disiplin soruşturması. Meğer ben ne büyük suç işlemişimde haberim yokmuş. Sonunda beni il disiplin kurulu kararıyla okuldan süresiz uzaklaştırdılar. O yıllarda bu cezaya "süresiz tart" deniyordu. Ne başarılı bir öğrenci olduğum, ne de idealist bir öğretmen adayı olduğum kimsenin umurundu bile olmadı. "Bu komünistliğe eğimli, başı ezilmeli" dediler o kadar. Ama ben yılmadım. Ankara' da yüksek disiplin kuruluna itiraz ederek, uzun uğraşlardan sonra cezamı başka bir okula sürgüne çevirtmeyi başardım ve eğitim öğretimime Adana Düziçi Öğretmen Okulunda devam etme hakkı elde ettim.
Bu okulda da başarılı bir öğrenciydim. Düziçi Öğretmen Okulunda son sınıfa yani 7. sınıfa gelmiştim. Öğretmen olmama yarım dönem kalmıştı. Sınıf mümessili idim. Yatılı okullarda idare ile öğrencilerin arasında irtibat sağlayan, bir bakıma yönetime yardımcı olan öğrenciler seçilir ve onlara sınıf mümessili denirdi. Bir gün sınıfımdaki öğrencilerin ayakkabı numaralarını liste olarak yazıp okul yönetimine teslim etmeye idare binasına gitmiştim. Öğrencilere spor ayakkabısı dağıtılacaktı. Listeyi teslim etmek üzere idare binasına girdiğim sırada bir grup öğrenci de yönetimi protesto etmek amacıyla idare binasına doğru yürüyüşe geçmişler. Şimdi aradan yıllar geçti ve kutsal bildiğim her şey üzerine yemin ediyorum ki benim böyle bir şeyden haberim yoktu. Ama eğitim şefi Ali Bey beni odasına kilitleyerek " Elebaşlarını yakaladım!" diye bağırmaya başladı. Uyduruk bir kaç ifade alınarak beni okuldan attılar. Adana il disiplin kurulunca da " Okuldan Tasdikname İle Uzaklaştırma" cezası almam sağlanarak öğrencilik hayatım sonlandırılmış oldu. İşte bu kadar kolaydı. Bir insanın geleceğini karartmak, ideallerini elinden almak.
Bir Hilmi Baba vardı. Hilmi ALGAN rehberlik öğretmenimiz. Uğraştı, didindi ama nafile. Kurtaramadı. İdareciler karar vermişlerdi bir kere. Hilmi Baba kendine inanan öğretmenlerden de yardım alarak bana 800 lira ayarladı ve beni Adana' da bir avukata gönderdi. Avukata vekaletname vererek "DANIŞTAYA" dava açılmasını sağladı. O avukat ta ücret talep etmeden davayı üstlendi. Sonunda DANIŞTAY 6. Dairesi haksızlığa uğradığıma hükmederek Adana İl Disiplin Kurulunun vermiş olduğu Tasdikname ile uzaklaştırma cezasını bozdu.
Bakanlık Öğretmen Okulları Genel Müdürlüğü' de bu karar istinaden beni Balıkesir Savaştepe Öğretmen Okuluna gönderdi. Zaten öğretim yılının bitmesine de az bir zaman kalmıştı. Yeni okulumda ancak bütün derslerden birer sınav olabildim. Eski notlarımda iyi olduğundan öğretmen okulunu Mayıs döneminde direkt olarak bitirdim. Okulun yaptığı hiçbir sınavdan kırık not almadım. Birçok kez sürüldüm ama Öğrencilik hayatımda hiçbir sınavdan kırık not almadan okulu bitirme başarısı gösterdim. Ve aradan yıllar geçti.
Mesleğimde 30 yılı bitirdim. Bir çok kez takdirname, teşekkür, aylıkla ödüllendirme aldım. Ne ülkeme, ne ülkemin bir ferdine ihanet etmedim. Tüm yaşantım çocuklara adandı. Ülkemin geleceğine adandı. Şimdi düşünüyorum. Benim hayatımı karartmaya çalışan eğitim şefi Ali Bey ve onun gibi düşünen idareciler mi rahattır? Yoksa öğrencilerinin geleceğini kurtarmaya çalışan Hilmi Baba mı rahattır? Öbür tarafta!.. Yine Düşünüyorum. Benim öğretmen olmamı engelleyebilseydi Eğitim Şefi Ali Bey, Ahmet Bey, Mehmet Bey. Acaba benim yerime ülkemin yolu izi olmayan en ücra köylerine kendileri mi gideceklerdi... Ve düşünüyorum ama bir türlü anlayamıyorum. Bu adamlar neden benim yolumu kesmek istediler. Bu ne biçim bir zihniyettir. Hilmi Babayı ve çeşitli vesilelerle bana incitmeden harçlık vermeye çalışan değerli öğretmenlerimi saygıyla anıyor, ölmüşlerse Allahtan rahmet diliyor, sağ olanların ellerinden öpüyorum. 23.07.2006

                                                                            Hasan SAVAN
                                                                 Şenpazar HEM Müdürü

 

 
  ANA  SAYFA  
     
   
 

    

 
     
 

 
     
     
 

 
   Günlük Özgürlük  
 

 
     
  Dr Tuncay Filiz
Milli Eğitim Baka.Çanakkale
Kültür ve Turizm
İzmir Belediyesi
Konak Belediyesi