| |
TİTREYEN
MUM
ALEVİ
Birden ah
zavallı “ben” diye düşündüm. Mumun sönmeye yüz
tutmuş alevinde,yüzünün bir yarısı turuncu
kesildi. Gözleri bir noktada daldı, irileşti.
Yüzünde eski günlerin hayallerine dalışın
tebessümü. Fakat gözlerinde hüznün o soğuk
buğulanması vardı. Yine eskisi gibi bir şeyler
yazmak istedi. Çevresine, üzerindeki
dalgınlıktan sıyrılan sükunet dolu bir ruhla
baktı. Kalem hemen bitişiğinde oturduğu masanın
üzerindeydi. Ya kağıt; hani o lazım, kayda değer
bir varlık olduğunda birden ortalıktan toz olan
kağıt neredeydi. Bir şeyler yazmak istiyordu.
Mum belki de bir on dakika bile dayanamayacaktı.
O yalnızlığını paylaşacak, terk edilmişliğini,
mahsunluğunu anlatacak bir varlık bile
bulamıyordu.
Dışarıda yağan yağmuru, adeta camları
sarsan şimşekleri ve gök gürültüsünü dahi
duyumsamıyordu. İnsanları düşünüyordu. Onları ve
onların vefasızlıklarını, kara günlerde dost
görünenlerin gidişini. Sevdiklerinin
yaptıklarına karşı onlara biraz burkulup, fakat
asla küsmeyişini. Ama kimse kestiremezdi; şimdi
neden onun gözyaşı damlacıklarının arasında
gülümsediğini. Yüzünün derin hatları, yaşlı göz
kapakları kapkara gözleri ve beyaz saçları
durmadan çakan şimşeklerle daha da
belirginleşiyordu.
Birden hatırladı. O,
çocukken o mutlu günlerdeyken şimşekten korkmaz
mıydı? Fakat şimdi dedi kendi kendine. Şimdi her
şeyden korkuyorum. Yüzünü görsem de, kalplerinin
derinliklerinde yatan duyguları değil, aynadaki
yüzlerini gösteren insanlardan daha çok
korkuyorum.
Ocaktaki bir parça odun kor halinde
kıpkırmızı kesilmiş, son birkaç kıvılcım
saçıyordu. Oda buz kesiyordu. Sırtındaki hırka
onu ne kadar ısıtabilirdi ki. Döndü ocaktaki
korlara baktı. İçi adeta sıcacık oldu. Bir tek
hatta küçücük bir kağıt bulamamanın hüznüyle,
asla sefaletinin değil, titreyen ellerini
birleşti. Bastonunu aldı ve yaşlı bedenini
doğrultmaya çalıştı. Son anlarını yaşadığı hissi
doldu bir anda kalbine. Küçük karyolasına zar
zor ulaştı, oturdu ve uzandı. Yavaşça üstünü
örttü.
Sönen muma, sonra ateşe, sonra
tekrar muma baktı. Bir anda aklına yazdığı
romanlar, hikayeler geldi. Hayatı gözlerinden
mum alevi ile fakat huzur dolu geçti. Ve sönen
mumla kaplanan gözleri sabaha açılmadı.
Şenay KURTULUŞ |
|