Ana Sayfa

 
 

Edebiyat

 
 

Öyküler

 
 

Makaleler

 
 

Şiirler

 
 

Tiyatro

 
 

Hakkımızda

 
 

İletişim

 
     
  Hidayet Karakuş
Nazan Duman
Kübra DurmuşGülçin Can
Hüseyin Durmuş
Emrah Buran
 
 

 
   
     
 

YAZILARINIZI
BEKLİYORUZ





kafiyenet okurlarının siteye katkılarını bekliyoruz.
Yazılarınızı iletin, yayınlansın.
Şimdiden katkılarınız için teşekkür ederiz.

İletişim adresi olarak
yazi@kafiye.net
adresini kullanabilirsiniz.

 
     
  Yunus Emre
Pir Sultan Abdal
Köroğlu
Erzurumlu Emrah
Dadaloğlu
Aşık Veysel
 
     MAKALELER                                          
   ELVAN USUL  
 


           
TÖRE 

Töre, kelime kökü itibariyle, eski İbranice’den (Tora/Tevrat), ve Moğalca’dan (Tör/Devlet) dilimize yerleşmiş olup, yazılmaya bile gerek olmayan, uyulması zorunlu, kesin kural demektir.

İlk, doğruluğu kabul görmüş; gerek İlahi, gerekse kültürel bir kanun olarak tanınan töre, zaman içinde doğruluğunu koruyamamış, hurafe ve yanlış yaşam örneklerini de içine almıştır. Nesiller boyu devam ettirilen, vazgeçilmezlerimizden olan törelerimiz, her nesilde, bir yanlış yaşam öyküsünü hapsettiğini düşünsek bünyesinde, şu an yaşanan töre cinayetlerini daha net idrak edebiliriz.

Sosyal yaşantımızın merkezini işgal eden törelerimizi, bir kez daha oturup düşünmenin, zaman içerisinde geçirdiği evrimleri incelemenin ve aslığını korumadığını fark etmenin hala zamanı gelmedi mi?

Çocukken oynadığımız, kulaktan kulağa oyununa benzeyen töre, başta “A”, olarak çıkıp, günümüze “K”, olarak gelmiş olamaz mı? Yoksa bunların bilincindeyiz de, çıkarlarımıza mı ters geliyor doğrusunu yaşamak.

Sadece, töre emrettiği için, eşiyle birlikte aynı sofrada yemek yiyemeden yaşlanan, yaşlandığı için yanına, genç bir hanımı da kabul etmek zorunda kalan hanımlarımız, acaba “törenin mi kurbanı oldular, yoksa töreye sığınan zavallıların kurbanı mı?”, bunu iyi ayırt etmek gerek.

Görsel ve yazılı basında daima işittiğimiz ve her defasında “yine mi?” dediğimiz töre cinayetleri, “namusumu temizledim”, açıklamalarıyla güya gurur verici bir portre gibi çıkıyor karşımıza.

Namus, eski Yunanlılar’dan dilimize yerleşmiş olup, iktidar, kural, erkeğin sahip olduğu otlak alan anlamıyla, “nomos/nema ” kökünden türemiş bir sözcüktür. Kelime anlamı itibari ile erkeğin sahipliği söz konusu olması, kadın üzerinde hüküm vermesi, hatta kadının canını almaya kadar gidebilen, yanlış bir davranışın geliştirilmesini öngörmediğini, aklı selim herkes düşünebilir. Zaten töre cinayeti, namus cinayeti diye adlandırılan bu kıyımlar, genellikle erkekler tarafından işlenmiş olsa da, temelinde, kayın valide, nine, abla veya aşiret liderlerinin azmettirici olduğunu görüyoruz. Demek ki; namus cinayeti aslında, yapıldığı iddia edilen namussuzluklar için değil, yanlış yaşam öyküsünün töre adıyla uygulanmasından kaynaklanıyor.

          Töre kavramı içinde namus kavramı, hangi kriterlerle tanımlanıyorsa ona göre bir ceza kesmeyi öngören toplumlar!

Bir kez daha düşünün; tanımlarınızı ve kavramlarınızı!

Bir kez daha düşünün; inandıklarınız ve uyguladıklarınız arasındaki farklılıkları!

Bir kez daha düşünün; ölüm ile yaşam emrinin kimden geldiğini! 

Zira, şüphesiz her şeyi hakkıyla gören bilen Allah’a inanıyorsanız.

 

ELVAN USUL
           Ağustos 2003

 
 

 
 
                                                                                                 Ana Sayfa  
     
   
 

    

 
     
 

 
     
     
 

 
   Günlük Özgürlük  
 

 

 
     
  Dr Tuncay Filiz
Milli Eğitim Baka.Çanakkale
Kültür ve Turizm
İzmir Belediyesi
Konak Belediyesi