Dr. Sait Güngör ELGİN
Eğitim Bilim Uzmanı
SMS:0532-516 09 28
TRAFİK
Yaz aylarında
turistik bölgelerin trafiği bir hayli
artıyor. Ama trafiği denetleme ile ilgili
kış aylarından farklı bir uygulama
göremiyoruz. Kim denetler, nasıl denetler,
bilmiyorum ama, pek denetlemenin olduğunu da
sanmıyorum.
Yollar bin bir
çeşit aracın cirit attığı bir kaosa
dönüşüyor. Bilhassa şehir içinden geçen ana
yolların mutlaka hız bakımından denetlenmesi
gerekir diye düşünüyorum. Karşıdan karşıya
geçen yaşlılar, çocuklar, çocuklu bayanlar,
özürlüler bir hayli zahmet çekmekteler. Bir
de bisikletli çocukları unutmamak gerekiyor.
Küçüklü
büyüklü arabalar, canlarının istediği yerde
park ediyor, önlerinden arkalarından
insanlar gelip geçi yor. Ha şimdi ha
birazdan kaza olacak diye insanın yüreği
ağzına geliyor.
İşler yolunda
gidiyor gibi göründüğü zaman kuralı kaideyi
pek aldırmıyoruz, ama bir olay meydana
gelince olağanüstü önlemler almaya birkaç
gün olayın sıcaklığı geçinceye kadar bu
tedbirleri sürdürmeye devam ediyor, daha
sonra da gene her şeyi olduğu yerde bırakıp
günlük rutin işlerimizin başına dönüyoruz.
Vatandaş ölüyor, yaralanıyor, sakat kalıyor.
Hasta hanelerde, mahkemelerde yıllarını
harcıyor, bunları hiç düşünmeden günlük
yaşantımızı sürmeye devam ediyoruz. Hatta
bununla kalmıyor, keyfimizi bozan, müdahale
eden oldu mu, büyükmüş, yaşlıymış, bayanmış
hiç dinlemeden dikleniyor, kafa tutuyor,
tartışıyor, kaba sözlerle ve hareketlerle
birbirimizi incitmekten de çekinmiyoruz.
Yayalara göre sürücüler haksız, sürücülere
göre de yayalar. Kanunlara bakarsan her şey
var içlerinde ancak açıklık, netlik ve
sadelik yok. Girmeye çalıştığımız Avrupa’ya
bakın.: Kanununda daima sürücü haksız.
Çünkü o, kullandığı aracın, yolun,
durumun gereğini yapmak zorundadır.
Yurt dışına çıkanlar bilirler, yayaların
araba yoluna adımlarını atmaları halinde
araç derhal durur ve yayaya yol verir, hatta
yaya biraz tereddüt etse, arabadaki sürücü
gayet nazik bir ifade ile eliyle yayaya
geçmesi için işaret eder. İnsan insanlığını
hisseder ve kendisine gösterilen saygıyı
görünce o da teşekkür eder ve yoluna devam
eder.
Bir gün büyük şehirlerimizin birinde trafik
lambalarının bulunduğu bir yaya geçidinden
geçiyordum. Lambalar yayalar için yanıyordu.
O yüzden hiçbir endişe ve panik hissetmeden
ve emin bir şekilde karşıdan karşıya
geçerken aniden bir taksi burnumun dibinden
olanca hızıyla geçmez mi? Dondum, kaldım.
Lamba hala yayalar için geç işareti
veriyordu. Allah’tan karşıda yolun üzerinde
genç bir trafik polisi, duran bir arabadaki
sürücü ile sohbet ediyordu. Yanına saygı ile
yaklaşıp biraz önceki durumu anlatınca bana
ne dese beğenirsiniz?
Tabii trafik kontrollü olsun isterken böyle
eğitimsiz, işleri hızlandıracağına
yavaşlatan, saygısızlığı, kabalığı
kastetmiyorum.
Fransa’da bir polise her hangi bir şey
sorsanız, nazik bir şekilde sizi dinler,
gerekli cevabı verir ve üstelik bir de
eliyle size selam verir.
Ben bunları söyleyince hemen bana “Burası
Türkiye” edebiyatı yapmayın lütfen. Bizim
insanlığımız, kibarlığımız, insana saygımız
dillere destan olmuş, tarihlere geçmiş. Biz
eskiden böyle değildik. Olmamalıyız da.
ANA SAYFA |