Ana Sayfa

 
 

Edebiyat

 
 

Öyküler

 
 

Makaleler

 
 

Şiirler

 
 

Tiyatro

 
 

Hakkımızda

 
 

İletişim

 
     
  Hidayet Karakuş
Nazan Duman
Kübra DurmuşGülçin Can
Hüseyin Durmuş
Emrah Buran
 
 

 
   
     
 

YAZILARINIZI
BEKLİYORUZ





kafiyenet okurlarının siteye katkılarını bekliyoruz.
Yazılarınızı iletin, yayınlansın.
Şimdiden katkılarınız için teşekkür ederiz.

İletişim adresi olarak
yazi@kafiye.net
adresini kullanabilirsiniz.

 
     
     
    
  MAKALELER  
  SAMİYE SEZEN SAYIN  
 

            

            ÜÇ HALK ADAMI

            Yaşam; dünümüz, bugünümüz ve yarınımızdır. Merhaba ile elveda arasında geçen süreçtir. Bu sürecin nasıl yaşandığı önemlidir. Yaşamı anlamlı kılan içini dolduran değerlerdir. Çakıl taşlarını, kumları,  kayaları  yerine oturttuysak yaşamımızı dikenlerden arındırmışızdır. Her değeri bir anlam kazanır. Anlamları   sınırlandırmaya çalışmışız; günlere, haftalara, aylara, mevsimlere ve de  yıllara  bölmüşüz. Bu anların en’leri hep olmuştur. Bu en’ler den biri sonbahardır; aylardan ise kasım. Göçlerin yaşandığı, güllerin solduğu, yaprakların sarardığı, umutların, vuslatların başka baharlara kaldığı  bu mevsimde göçler  verdik. Dahileri bir çatı altında toplayan, ölümsüzleştiren, ebediyete gönderen, ulusların yüreğinde, sevgi selini coşturan, bağlılığı güçlendiren, bütünlüğü birleştiren yığınları meydanlara döken aydır Kasım ayı..  Bütün dünyanın hayran kaldığı, ulusumun Atası,  önderimizi  bu ayda sonsuzluğa uğurladık. yürekler yandı. Halk sokaklara sel gibi aktı. Altmış sekiz  yıl önce yitirdiğimiz ve hala anlayamadığımız, başımız  dara düştüğünde  ışığımız olan Öderimizi Atamızı şükranla ve özlemle bir kez daha andık. Bağlılığımızı bir kez daha dile getirdik. Emanetine ne kadar sahip çıktığımızı, uygarlık yolunda ne kadar yol aldığımızı, gençlerimizin  ufkunu ne kadar açtığımızı, onlara ne kadar güvendiğimizi ilkelerinden ödün vermediğimizi ; Cumhuriyetin yılmaz bekçileri olduğumuzu, gök kubbe altında bir kez daha dile getirdik.

            Altmış sekiz yıldır yaptığımız söylemleri bugünde yineledik. Altmış sekiz yılda neler değişmedi ki ATAM! Çağdaşlığa, bilme sırt döndük. Düşünce özgürlüğünü yasakladık, özgür düşünceyi yok saydık. Gençleri ciddiye almadık. Meydanlarda copladık, tekmeledik zindanlara mahkum ettik, ebediyen susturduk. Oysa Sen Cumhuriyeti gençlere emanet ettin. Ondan da önemlisi, Kurtuluş Savaşında en güvendiğin kesim gençlikti.

            Biz geçlerimize sahip çıkamadık ATAM. Bu günkü  gençlik devraldığı bayrağı  taşıma gücünden yoksun bırakıldı. Şimdi kalktık seçilme  yaşını yirmi beşe  indirdik. Önce içini doldurmayı hedeflemeliyiz. Düşünen ,sorgulayan, üreten ışığını yansıtan Atatürkçü gençlik yetişmeliydi, bu kanla yıkanmış topraklarda… Ülkesine bağlı,kişisel çıkarlardan uzak ,ulusal çıkarları düşünen, bilimde, kültürde medeniyet ufkunda, bayrağı önde taşıyan bir ulusun çocukları olmalıydı.

            İsterdim ki “Küresel İnsan Gelişme “ sıralamasında 196”cı sırada değil de ilk onlarda olmayı... İsterdim ki  yurt dışında üne kavuşan Türk bilim adamlarının, enerjilerini tükettiklerinde değil de, en verimli oldukları çağlarda Türkiye‘de olup hakim güçlerle mücadele edip ilkleri başarmalarını;  kurulu düzenin yıllar sonra bir parçası olmamalarını…

            Evrimsel değişimleri bu gün niye gerçekleştiremiyoruz? Oysa elimizde tutuğumuz  meşale müspet ilim; rehberimiz yirminci yüzyılın dehası daha da öte medeniyet ufkunda doğan ve hiç batmayan güneşimiz ATATÜRK…

            Kasım ayı tükenişlerin bittiği ay. Her bitiş bir başlangıçtır. Yeni bir umudun doğuşudur. Bir En’i daha yitirdik. Bir Karaoğlanı, bir halk adamını,  bu ayda, sonsuzluğa  uğurladık. Halk sel oldu sokaklara düştü yine… Bu günden itibaren onu anlamaya çalışacağız. Bir çok yönlerini kendimize rehber edeceğiz. Umut ve sevgi adamını tanımaktan ,minnettarım.

            Halkın umudu olan bir devlet adamı Yaser Arafat’ı da,  iki yıl   önce(11Kasım 2004)  bu ayda yitirdi dünya, Bütün yaşamını Filistin halkına, Filistin Devleti’nin kuruluşuna adayan yirminci yüz yılın efsanevi  liderlerinden sayılan, Arafat’ı halk bağrına basmıştı…. Üçüde halk  ve umut adamı idi.. Üçünü de halk uğurladı. Üçüde gönüllere bu ayda hüznü ve sonsuz sadakati kazıdı.

            Onları anlamak için okumak gerek. İzinden yürümek için düşünmek ve davranmak gerek. Onların ışığında gelecek nesillere bayrağı  taşımak gerek … Bu güç kazanılmadıkça ve de başarılmadıkça onların ruhları huzur bulamayacaktır. Onlar halkları için vardı… Sonsuza dek     var olacaktır. Yirminci yüz yılın EN’leri, ender gelenleri… Ne mutlu bize bu insanları tanımak aynı yüz yılda yaşamak… Ecevit’in dizeleri ile yazımı bitirmek istiyorum .

‘Saklamayın’ derdi özgürlük beni kendinize,
Esirgemeyin beni ellerden ,
Esirgendikçe tükenirim çünkü
Paylaşıldıkça çoğalırım ben…

                                                                                                         
                                                                Samiye SEZEN-SAYIN
                                                                      11 Kasım 2006

 

 
 
  ANA  SAYFA  
     
   
 

    

 
     
 

 
     
     
 

 
   Günlük Özgürlük  
 

 
     
  Dr Tuncay Filiz
Milli Eğitim Baka.Çanakkale
Kültür ve Turizm
İzmir Belediyesi
Konak Belediyesi