| |
ÜÇ HALK
ADAMI
Yaşam; dünümüz,
bugünümüz ve yarınımızdır. Merhaba ile elveda
arasında geçen süreçtir. Bu sürecin nasıl yaşandığı
önemlidir. Yaşamı anlamlı kılan içini dolduran
değerlerdir. Çakıl taşlarını, kumları, kayaları
yerine oturttuysak yaşamımızı dikenlerden
arındırmışızdır. Her değeri bir anlam kazanır.
Anlamları sınırlandırmaya çalışmışız; günlere,
haftalara, aylara, mevsimlere ve de yıllara
bölmüşüz. Bu anların en’leri hep olmuştur. Bu en’ler
den biri sonbahardır; aylardan ise kasım. Göçlerin
yaşandığı, güllerin solduğu, yaprakların sarardığı,
umutların, vuslatların başka baharlara kaldığı bu
mevsimde göçler verdik. Dahileri bir çatı altında
toplayan, ölümsüzleştiren, ebediyete gönderen,
ulusların yüreğinde, sevgi selini coşturan,
bağlılığı güçlendiren, bütünlüğü birleştiren
yığınları meydanlara döken aydır Kasım ayı.. Bütün
dünyanın hayran kaldığı, ulusumun Atası,
önderimizi bu ayda sonsuzluğa uğurladık. yürekler
yandı. Halk sokaklara sel gibi aktı. Altmış sekiz
yıl önce yitirdiğimiz ve hala anlayamadığımız,
başımız dara düştüğünde ışığımız olan Öderimizi
Atamızı şükranla ve özlemle bir kez daha andık.
Bağlılığımızı bir kez daha dile getirdik. Emanetine
ne kadar sahip çıktığımızı, uygarlık yolunda ne
kadar yol aldığımızı, gençlerimizin ufkunu ne kadar
açtığımızı, onlara ne kadar güvendiğimizi
ilkelerinden ödün vermediğimizi ; Cumhuriyetin
yılmaz bekçileri olduğumuzu, gök kubbe altında bir
kez daha dile getirdik.
Altmış
sekiz yıldır yaptığımız söylemleri bugünde
yineledik. Altmış sekiz yılda neler değişmedi ki
ATAM! Çağdaşlığa, bilme sırt döndük. Düşünce
özgürlüğünü yasakladık, özgür düşünceyi yok saydık.
Gençleri ciddiye almadık. Meydanlarda copladık,
tekmeledik zindanlara mahkum ettik, ebediyen
susturduk. Oysa Sen Cumhuriyeti gençlere emanet
ettin. Ondan da önemlisi, Kurtuluş Savaşında en
güvendiğin kesim gençlikti.
Biz
geçlerimize sahip çıkamadık ATAM. Bu günkü gençlik
devraldığı bayrağı taşıma gücünden yoksun
bırakıldı. Şimdi kalktık seçilme yaşını yirmi beşe
indirdik. Önce içini doldurmayı hedeflemeliyiz.
Düşünen ,sorgulayan, üreten ışığını yansıtan
Atatürkçü gençlik yetişmeliydi, bu kanla yıkanmış
topraklarda… Ülkesine bağlı,kişisel çıkarlardan uzak
,ulusal çıkarları düşünen, bilimde, kültürde
medeniyet ufkunda, bayrağı önde taşıyan bir ulusun
çocukları olmalıydı.
İsterdim ki
“Küresel İnsan Gelişme “ sıralamasında 196”cı sırada
değil de ilk onlarda olmayı... İsterdim ki yurt
dışında üne kavuşan Türk bilim adamlarının,
enerjilerini tükettiklerinde değil de, en verimli
oldukları çağlarda Türkiye‘de olup hakim güçlerle
mücadele edip ilkleri başarmalarını; kurulu
düzenin yıllar sonra bir parçası olmamalarını…
Evrimsel
değişimleri bu gün niye gerçekleştiremiyoruz? Oysa
elimizde tutuğumuz meşale müspet ilim; rehberimiz
yirminci yüzyılın dehası daha da öte medeniyet
ufkunda doğan ve hiç batmayan güneşimiz ATATÜRK…
Kasım ayı
tükenişlerin bittiği ay. Her bitiş bir başlangıçtır.
Yeni bir umudun doğuşudur. Bir En’i daha yitirdik.
Bir Karaoğlanı, bir halk adamını, bu ayda,
sonsuzluğa uğurladık. Halk sel oldu sokaklara düştü
yine… Bu günden itibaren onu anlamaya çalışacağız.
Bir çok yönlerini kendimize rehber edeceğiz. Umut ve
sevgi adamını tanımaktan ,minnettarım.
Halkın
umudu olan bir devlet adamı Yaser Arafat’ı da, iki
yıl önce(11Kasım 2004) bu ayda yitirdi dünya,
Bütün yaşamını Filistin halkına, Filistin
Devleti’nin kuruluşuna adayan yirminci yüz yılın
efsanevi liderlerinden sayılan, Arafat’ı halk
bağrına basmıştı…. Üçüde halk ve umut adamı idi..
Üçünü de halk uğurladı. Üçüde gönüllere bu ayda
hüznü ve sonsuz sadakati kazıdı.
Onları
anlamak için okumak gerek. İzinden yürümek için
düşünmek ve davranmak gerek. Onların ışığında
gelecek nesillere bayrağı taşımak gerek … Bu güç
kazanılmadıkça ve de başarılmadıkça onların ruhları
huzur bulamayacaktır. Onlar halkları için vardı…
Sonsuza dek var olacaktır. Yirminci yüz yılın
EN’leri, ender gelenleri… Ne mutlu bize bu insanları
tanımak aynı yüz yılda yaşamak… Ecevit’in dizeleri
ile yazımı bitirmek istiyorum .
‘Saklamayın’ derdi
özgürlük beni kendinize,
Esirgemeyin beni ellerden ,
Esirgendikçe tükenirim çünkü
Paylaşıldıkça çoğalırım ben…
Samiye SEZEN-SAYIN
11
Kasım 2006
|
|