|
UÇURUMUN
KENARINDAKİ HAYAT
Yorucu bir günün ardından yatağıma
uzandım ve uyumaya çalışıyordum. Ay ışığı
buğulu pencereme yaslanmış, uyumamam için
direniyordu sanki. Ancak yinede yenik
düşmemiştim. Yağan yağmurun eşliğinde o
gizemli dünyaya yol almıştım.
Önce her yer karanlıktı. Ufukta
dağların eteklerinde küçük bir meşale
aydınlanıyordu gittikçe kocaman bir ışık
oluyordu. Biri vardı dağın eteklerinde, evet
evet, onun meşalesiydi. Çoğalan ışıkla
birlikte tanıyordum onu her zamanki gibi bu
karanlık, bu tenha geceye son veren
öğretmenimdi. Aynı, sınıfta olduğu gibi bu
ıssız dağın eteklerinde de bana yol
gösteriyordu. Yolda ilerlerken o önde
sürekli onu takip ediyordum. Meşalesi hiç
sönmüyordu, tam tersine; ilerledikçe ışığı
artıyordu. Birlikte upuzun bir yol kat
ediyorduk. Her adımda bana kendinden bir
şeyler veriyordu, yani mücevher veriyordu
aslında. Hepsini aklımın bir köşesine yazmak
istiyordum. Kaybetmek istemiyordum her bir
mücevherden farksız bilgilerimi. Sonra
önümüze upuzun bir merdiven çıkıyordu ama
yalnız çıkmamı istiyordu merdiveni. Tam
itiraz edecekken, ileriyi, körpe beyinleri
gösteriyordu ve oracıkta olduğu yere
oturuyordu. İşte o zaman attığım adımları
hiç şaşırmıyordum, çünkü biliyordum ki
öğretmenim bana her zaman; en doğruyu
öğretti. Merdivenin sonuna geldiğimde
kapkaranlık bir yere ulaştığımı görüyorum.
Elime bir meşalenin çarptığını hissediyorum
ve o zaman anlıyorum ki o körpe beyinleri
yüceltme, cehaletten kurtarma sırası bende.
Meşaleyi yakıp hızla merdivenlerden aşağıya
iniyorum, birini daha buralara getirip kalan
yolu, o karanlık yolları aydınlatabilmesi
için...Tam oraya varıyorum ki, yağmurla
birlikte kulak patlatırcasına çakan şimşeğin
sesiyle, bu eşi benzeri olmayan rüyadan
hayatın gerçeklerine dönüyorum. Ama
gerçekler de rüyadan farksız aslında. Küçük
bir tohum olarak ekiliyoruz toprağa, sonra
birden hepimiz büyüyüp orman oluveriyoruz
kocaman, ulu ağaçlı bir orman. Hepsi o bitip
tükenmek bilmeyen enerjisiyle, bildiğini
bizden saklamayan, cehalete son veren
öğretmenlerimiz sayesinde...
Onlar bize hayatın, uçurumun
kenarında olduğunu öğrettiler, tabi aynı
zamanda, bu uçuruma düşmememiz için hata
yapmamayı da...
Pınar KOÇKANSOY
Hz/C 23075
Söke Hilmi Fırat Anadolu
Lisesi
|