Ana Sayfa

 
 

Edebiyat

 
 

Öyküler

 
 

Makaleler

 
 

Şiirler

 
 

Tiyatro

 
 

Hakkımızda

 
 

İletişim

 
     
  Hidayet Karakuş
Nazan Duman
Kübra DurmuşGülçin Can
Hüseyin Durmuş
Emrah Buran
 
 

 
   
     
 

YAZILARINIZI
BEKLİYORUZ





kafiyenet okurlarının siteye katkılarını bekliyoruz.
Yazılarınızı iletin, yayınlansın.
Şimdiden katkılarınız için teşekkür ederiz.

İletişim adresi olarak
yazi@kafiye.net
adresini kullanabilirsiniz.

 
     
     
    
    MAKALELER  
    PINAR KOÇKANSOY  
 

 
         
   UÇURUMUN KENARINDAKİ HAYAT

         Yorucu bir günün ardından yatağıma uzandım ve uyumaya çalışıyordum. Ay ışığı buğulu pencereme yaslanmış, uyumamam için direniyordu sanki. Ancak yinede yenik düşmemiştim. Yağan yağmurun eşliğinde o gizemli dünyaya yol almıştım.
         Önce her yer karanlıktı. Ufukta dağların eteklerinde küçük bir meşale aydınlanıyordu gittikçe kocaman bir ışık oluyordu. Biri vardı dağın eteklerinde, evet evet, onun meşalesiydi. Çoğalan ışıkla birlikte tanıyordum onu her zamanki gibi bu karanlık, bu tenha geceye son veren öğretmenimdi. Aynı, sınıfta olduğu gibi bu ıssız dağın eteklerinde de bana yol gösteriyordu. Yolda ilerlerken o önde sürekli onu takip ediyordum. Meşalesi hiç sönmüyordu, tam tersine; ilerledikçe ışığı artıyordu. Birlikte upuzun bir yol kat ediyorduk. Her adımda bana kendinden bir şeyler veriyordu, yani mücevher veriyordu aslında. Hepsini aklımın bir köşesine yazmak istiyordum. Kaybetmek istemiyordum her bir mücevherden farksız bilgilerimi. Sonra önümüze upuzun bir merdiven çıkıyordu ama yalnız çıkmamı istiyordu merdiveni. Tam itiraz edecekken, ileriyi, körpe beyinleri gösteriyordu ve oracıkta olduğu yere oturuyordu. İşte o zaman attığım adımları hiç şaşırmıyordum, çünkü biliyordum ki öğretmenim bana her zaman; en doğruyu öğretti. Merdivenin sonuna geldiğimde kapkaranlık bir yere ulaştığımı görüyorum. Elime bir meşalenin çarptığını hissediyorum ve o zaman anlıyorum ki o körpe beyinleri yüceltme, cehaletten kurtarma sırası bende. Meşaleyi yakıp hızla merdivenlerden aşağıya iniyorum, birini daha buralara getirip kalan yolu, o karanlık yolları aydınlatabilmesi için...Tam oraya varıyorum ki, yağmurla birlikte kulak patlatırcasına çakan şimşeğin sesiyle, bu eşi benzeri olmayan rüyadan hayatın gerçeklerine dönüyorum. Ama gerçekler de rüyadan farksız aslında. Küçük bir tohum olarak ekiliyoruz toprağa, sonra birden hepimiz büyüyüp orman oluveriyoruz kocaman, ulu ağaçlı bir orman. Hepsi o bitip tükenmek bilmeyen enerjisiyle, bildiğini bizden saklamayan, cehalete son veren öğretmenlerimiz sayesinde...
              Onlar bize hayatın, uçurumun kenarında olduğunu öğrettiler, tabi aynı zamanda, bu uçuruma düşmememiz için hata yapmamayı da...

                                                                       Pınar KOÇKANSOY
                                                                            Hz/C  23075
                                                            Söke Hilmi Fırat Anadolu Lisesi       

 

 

 
     
     
   
 

    

 
     
 

 
     
     
 

 
   Günlük Özgürlük  
 

 
     
  Dr Tuncay Filiz
Milli Eğitim Baka.Çanakkale
Kültür ve Turizm
İzmir Belediyesi
Konak Belediyesi