| |
ÜZGÜNÜM
Üzgünüm... Hem de alabildiğine
üzgünüm yine bu sene. Hâlâ her sene huzuruna
gelerek verilen sözlerin, atılan nutukların
yerine getirilemeyişi nedeniyle çok üzgünüm.
Yıllardır aynı sözlere, aynı üzüntü
belirtmelerinden sonra verilen söz ve andların
yerine getirilmeyişine alışamadım. Alışamadım;
senin huzurunda verilen o: “ Yeniden
yapılanarak; senin bıraktığın yerden emanetini
aldık ve emanetini yücelteceğiz. Sen rahat ol,
huzur içinde yat atam. Yapacağız, edeceğiz,
çözeceğiz, yolundan ayrılmayacağız, ilkelerin
bize yol gösteren ve ışık olacaktır. Sen bizim
ışığımız olmaya devam edeceksin.” Söylevlerini
yapan, söylevlerini konuştukları yerde bırakıp
harekete geçmeyen insanların verdikleri sözleri
hâlâ yerine getirmemesine alışamadım Atam.
Yine bu sene huzuruna gelecekler: ”
Bu sene Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün 67.
ölüm yıldönümü nedeniyle buradayız. Daha önce
verdiğimiz sözleri yerine getirdik. Ülkeyi
feraha erdirdik..” diyecekler. Gazete
manşetlerinde, üniversite kürsülerinde, resmi
kurum ve kuruluşlar, meydanlarda konuşacaklar. “
Hâlâ unutamadık Atam, izindeyiz atam”
diyecekler. Kendileri söyleyecek ve kendileri
duyacak. Ne yazık ki senin huzurunda verdikleri
sözü ve andı yerine getiremeyecekleri için çok
üzgünüm Atam!
Huzuruna böyle olumsuzluklarla çıkmak istemiyorum. Keşke 68.
yıl önce bıraktığın bu ulusun; teknolojik
gelişmeleri yakalamış, dünyada ileri devletler
seviyesine girmiş ve onlarla her alanda yarışan
bir ülkenin insanı olarak karşına çıkabilseydim.
Gerçeklerle yüz yüze, hesaplaşmış ve yapılan
işlerin senin bize emanet ettiğin sınırın
üzerinde huzuruna gelmiş olsaydım. Olsaydım da
verdiğim o sözleri yerine de getirmiş olsaydım.
Sözlerimi yerine getiremediğim için üzgünüm
Atam.
Bugün huzurunda boynum bükük. Nasıl
olmasın ki; basın kendi çıkarları
doğrultusundaki yayını, ahlak kavramı, vatan
mefhumu kavramlarının ele alınmayıp; yaşamın
zevk ve safa olduğunu anlatıyor. Sanki bu ülke
çok zenginleşmiş gibi yayınlar yapılmakta.
Fakirin ekmek bulamadığı bir dönemde; gazeteler
zevk ve safadan, televizyonlar lüks
yaşamlardan, bir gecede otellerin lüks kumar
odalarında oynanan kumarları doğal bir ortammış
gibi anlatıyorlar. Ama bir asgari ücretlinin
yıllık devlete verdiği vergi kadar vergi
ödemeyen zenginlerin çoğaldığı bir devletin
vatandaşı olarak görevimi yerine getirememenin
verdiği üzüntü ile huzuruna geldiğim için çok
üzgünüm Atam!
Eğitim yuvası; eğiten, öğreten, araştıran, yerini teknolojik
olayları yerinde izlenmesi gereken
üniversitelerin tamamen kişisel çıkarlar uğruna
kullanıldığı bir ortamda kendi görevlerini
değil; başka işlerle uğraşılan akademisyen,
sözüm ona öğretim görevlilerin yapacaklarını
yapma yapmadıklarını gördüğüm halde onların
karşısına çıkarak : ” Lütfen kürsünüze dönerek
Atatürk ilke ve inkılapları ışığında görevinizi
yapar mısınız?” diyemediğim için üzgünüm. Basına
karşı haykıramadığım için üzgünüm.
Devletin yönetimi ile ilgilenmesi
gerekenlerin, bu ülkeyi muasır devletler
seviyesine çıkarmakla görevli olanlar görevden
uzakta ve kendi aleminde. Devletin yönetiminde
görev alan siyasi ve resmi kurumlar ki; Türk
ordusunu ve mensuplarını bu saydığım kurumların
dışında tutmak istiyorum. Çünkü onlar senin
ilkelerin doğrultusunda görevini yapmaya devam
ediyor. Bu vatan topraklarının korunması için
vatan hainleri karşısında her gün şehit vermeye
devam ediyorlar. Ama basın ve yayın
kuruluşlarının umurunda bile değil. Ancak bazı
kuruluşlarda kendi çıkarları ön plana
çıkanların; yolsuzlukların önüne geçemeyişi,
resmi kurumların çoğunu saran bankamatik
memurların hızla çoğaldığı, memurların çoğunun
sadece kazanmak olduğunu düşünmesi; kazansın da
nasıl kazanırsa kazansın düşüncelerine
alışamadım.
Senin liderliğin, ilkelerin, devlet adamlığının, yönetimde
başarılarının, kararlılıklarının, yeniden bir
devlet kurmanın, yok olmak üzere olan bir ulusun
canlanmasında ki o ileri görüşlülüğünün
karşısında benim ve senim gibi olan insanların
ölümünün 67. yılında karşına eli boş, önceki
yıllarda verilen sözlerin yerine getirememenin
verdiği eziklik ve huzursuzlukla karşına geldim.
Sana manevi değerlerinde olumlu cevap
veremediğim için çok üzgünüm.
Sana ve bıraktıklarına sahip
çıkacağıma, var gücümle çalışacağıma gerçekten
söz veriyorum.
Saygılarımla.
Hüseyin DURMUŞ
Emekli Edebiyat Öğretmeni
|
|