|
|
| |
MAKALELER |
|
| |
FAHRİYE HAMZAÇEBİ |
|
| |
Bu gün yağmurun
koynunda
uyandım.Umutları
rüzgarın
kollarından
çalıp, yüreğine
bıraktım. Dar
akşamlarda
yüreğine
gülüşlerimi
ekmek isterdim,
oysa kurumuş
topraklara
hüzünleri
serptim. Ilık
bir hazan
akşamıydı,bırakıp
gittin, ne
arkana baktın
ne de söz ettin.
Sen bilirsin
diyemeyeceğim
dönüşü olmayan
hatalar yaptın..
Bırak
terk edilen
yürek sabahın
aydınlık
ışıklarında
doğsun ,ben
üzülmem acılara,
tutunurum
umutlara, gönül
bahçeme uğrayan
hazan olsa da
eritirim sıcak
ve samimi
gülüşlerimle.
Acılarım kanasa
da gözyaşlarımla
yıkarım kırık
aynaları.
Kafamdaki
allak,bullak
düşüncelerle,
uzunca olan
yürüyüş
yolunda,denizin
ninnilerini
dinleyerek
yürüdüm. Sarı
yapraklar düştü
önüme ,anladım
ki zaman
mavilikleri
yitirmişti.
Gençlerin mekan
tuttuğu mütevazi
bir çay
bahçesinde
sıcacık bir
bardak çayla
demlendim.
Hafifçe esen
rüzgar yağmurun
habercisiydi,
ışıklar bile
renk
değiştirmişti.
Göz pınarlarına
yaşlar
dolduğunda nasıl
ki gözler parlak
duru, şehrin
ışıkları da öyle
parlıyordu. Saat
kulesindeki
derece gecenin
sıcağını
gösterirken
hafifçe
çiseleyen
yağmurla kendime
geldim.
Yapraklar daha
fazla düşmeye
başladı dönüş
yollarıma
renkleri kızıl
ve sarıydı,
yağmur hızlandı,
saçlarımdan
süzülüp üstüme
yağdı. Aslında
beni
ıslatmıyordu,
düşen her damla
kalbimin harçsız
duvarlarını
yıkıp geçiyordu.
Kanayan
çığlıklarımı
yutkunup
kırılmış
hayallerimi
topluyorum
kentimin ıslak
kaldırımlarından!.....
Yak
umutsuzlukları
direnen yanınla,
acılara inat,
yokluğunda yaşat
bilmeyenler
öğrensin.
Utandır arsız
acıları sabrın
derviş yüzüyle
!...
|
|
|
|
|
| |
ANA SAYFA |
|
|
|
|