|
YAŞANABİLİR BİR ÇEVRE
İSTİYORUM
Çevreye karşı duyarlı
olmak gerek. Çevreci olmak gerek. Çağdaş
olmak gerek... Hepsinden önemlisi, insan
olmak gerek. Önce kendine saygılı olmak
gerek.. Çevremiz gittikçe kirleniyor.
Toprak kirleniyor, kentler, sokaklar,
kirleniyor. İlişkiler kirleniyor, aileler
kirleniyor, hepsinden de öte dünyamız
kirleniyor. Reklamlarda kirlenmek güzeldir
deniliyor. Keşke güzellikleri getirse,
yıkanabilir olsa.. Bizler güzel olan her
şeyi yok etmeye programlanmışız.. Çevre
bilinci gelişmiş duyarlı, çağdaş insanlara
her geçen gün daha çok ihtiyacımız var.
5 Haziran Dünya Çevre Günü .
Konu ile ilgili bir sürü yazı yazılıp
çizilecek. Okuduğum bir yazıda: Varlıklara
ve ekolojik bütüne saygıdan, doğadaki tüm
canlı ve cansız varlıklara insan
müdahalesinin en aza indirilmesinden söz
ediliyordu. Sağlıklı bir yaşam ve çevre
için. Sözler içime su gibi aktı. Duyarsız
olamazdım, duyarsız da değilim ama ben
okyanusta bir damlayım. Bu damlaların bir
yerde toplanması lazım..
Gelecekte nasıl bir dünya
olacak? Diye sanırım hepimiz
düşünüyoruzdur. Bu günkü vurdum duymazlık
devam ederse, hele bilim adamlarına kulak
vermezsek. Karamsar bir tablo çizmemek işten
bile değil. Kürsel ısınmanın arttığı,
solunabilir bir hava bulmak, buzulların yok
olduğu, kızıl çöllerin her yeri kapladığı,
suyu yok olmuş okyanusların, tropik
ormanların derin yarıkların oluştuğu
verimsiz toprakları; açlıktan, susuzluktan
ölen insanları, hayal etmek bile ürkütüyor.
Sanayi devrimi ile başlayan
çevre kirliliği, günümüzde küresel bir
kirlenmeye ve çözümlenemeyen bir boyuta
gelmiştir. Hepimizin bildiği gibi,
sanayileşme ve kentleşme çevre sorunlarını
arttırmaktadır.Yapılan araştırmalara göre
son elli yılda bu kirlenme en yüksek
seviyeye ulaşmıştır. Çevre kirlenmesi, çevre
sağlığını da tehdit etmektedir. Kirlenme,
doğal yaşamı ve insan sağlığını tehdit eder
bir boyutta yaşamsal önemi ortaya
çıkarmaktadır.
Çevre kirliliği emperyalist
sistemin bir armağanıdır. Dünyayı yönetmek
uğruna sınırsız isteklerine ulaşabilmek
için ekonomik dengeleri elinde bulunduran
holdingler, şirketler ve patronlar, dünyayı
açık bir pazara dönüştürmek için gözlerini
kırpmadan katliamlara girişmektedirler.
Kyoto anlaşmasına ABD hala imza atmamakta…
Bizler neyin mücadelesini veriyoruz diye
zaman zaman düşünüyorum. Çünkü onlar
belirliyor dünyanın kaderini. Bizler bir
satranç oyununun da piyonuz. Şah her zaman
yerini koruyor. Emrindekilerin de atları,
süvarileri var. Olan biz gelişmekte olan
ülkelere oluyor. Onların kendi
vatandaşlarının sigorta çöplüğüyüz.
Gelecekte yaşanabilir bir dünya
bırakmak istiyorsak kirlenmenin önüne
mutlaka geçmeliyiz. Bir acı gerçekte şu
sanırım, sizler de farkına varmışsınızdır.
İnsanoğlu bilinçlendikçe, doğaya zarar verme
boyutu artmıştır. Doğayı olduğu gibi kabul
etme yerine değiştirmeye çalışmıştır.
Böylece hem kendine hem de doğaya zarar
vermeye devam etmektedir…
Uyan ey insanım
uyan, damarlarımdaki kan çekiliyor. Başka
yaşanacak dünya yok. Bu dünya
hepimizin.Yaşanabilir soluk alınabilir bir
dünya için varım diyebilenlere…. Çevrenize
kulak verin
LÜTFEN…
Samiye Sezen
Sayın
03.06.2006/
BURSA |