YAŞAM
Nedir
yaşam? Bir süreç mi sadece?Yoksa alnımıza
yazılmış kaderin döndürdüğü garip bir çark
mı?Peki uzun bir yolda yaşadıklarımız,
başımıza gelenler mi?
Gerçek bir geçmiş hep hatalarla mı doludur?Belki
de “yaşanmışlık” demek yeterdir geçmiş için.
Kimbilir ne çok hikâyesi vardır insanların.
Mutluluk, hüzün, mucize dolu hikayeler.
Kimisi geçmişini özlemle anar, kimisi de
nefret ve hüzünle bakar geçmişine. Ne
hayaller geçmiştir kafaların içinden, ne
keder verici şeyler yaşamıştır gönüller.
Yılgınlık, hayal kırıklığı ve mutluluğun bir
arada olduğu hayatlar.
Yaşamak insanların en doğal hakkıdır. Bu
doğal hak, yanında birçok hakkı daha
getirir. Hata yapmak gibi. Hata yapmadan,
mutluluğun yanında hüznü de yaşamadan
geçebilir mi hayat?Her yaşanan hüzün gelecek
mutluluğun habercisidir. Düşünsenize bunlar
olmadıktan sonra “mutluyum” diyebilme
hakkınız olmaz ki!Her hatadan sonra
kendinizi yargılayıp, yeni bir güne başlama
sevincini de bulamazsınız kendinizde!
Zamanı yakalayabildiniz mi hiç?Ya geri
dönebildiniz mi bir önceki güne, saate,
ana?Yaşanmışlığı tersine döndürebildiniz
mi?Zamanı bir süre durdurabildiniz mi?Kim
bilir kaçımız ister bunları yapabilmeyi.
Kısacası hayatı farklı bir yöne çevirmeyi.
Birikimdir, yaşam tecrübesidir insana şu anını,
şu saniyesini yaşatan.
“Geçmiş, geçmiştir. Biz bu ana bakalım. Önemli
olan bugündür.” şeklinde ne çok cümle
duymuşuzdur hayatımızda. Kulak verip de bir
türlü hayatımıza geçiremediğimiz gerçekler.
O zaman en doğal hakkımız olan yaşamı sürdürürken bu kadar
korkakça davranmak niye?Bu cesaretsizlik, bu
umutsuzluk? Bırakalım umutlu yüreğimiz yön
versin hayatımıza. Hiçbir şeyi yapmaktan ve
yaşamaktan korkmayalım. Yaşama hakkımızı
doyasıya kullanalım. “Hayatta pişman
olduğumuz şeyler yaşadığımız değil
yaşamadığımız şeylerdir.”
Hale GÜVEN
Söke Hilmi Fırat Anadolu Lisesi
Öğrencisi/AYDIN
|