| |
HÜSEYİN DURMUŞ
YAŞAMA
DAİR
Günaydın sevgili dostlarım. Hayırlı sabahlar,
hayırlı günler dilerim. Güncel sorunlar içerisinde o
kadar çok iç içe olmuşuz ki; çevremizdeki
gelişmeler, çok hızlı bir şekilde gelişen, çoğu
zaman basın patronlarının belirlediği Türkiye
gündemleri bile bizleri çoğu zaman etkilemiyor.
Nasıl etkilesin ki; belirlenen hiçbir gündem
karnımızı doyurmuyorum, çocuğumuzun okul
masraflarını karşılamıyor, akşam eve geldiğimizde
karnımızı doyurmuyor. Üstüne üstlük o gün para
kazanamamış, akşam eve dönerken de çocuklar için
yiyecek getirmediysek, basındaki gündem maddeler
bizim yuvamızdaki mutluluğu kurtarmadığı gibi
çatırtı seslerini de yanında getirmeye başlıyor.
Çocuğunuz okul harçlığı ister, eşiniz yağdan,
tuzdan, peynir, zeytin.... bahsederek sizin
moralinizi bozar. Sakın ha eşinize kızmayın. Onun bu
söyleminde, isteklerinde sizin moralinizi bozmak
gibi bir düşüncesi de olmaz, ben buna eminim. Ama o
da ne yapsın, elinde değil. Onun sorunu güncel
gündem maddeleri değil, bir yudum ekmek ve başta
çocukların sağlığı olmak üzere biraz olsun
beslenebilme.
Bazen sokakta
yürürken çok ilginç olayla karşılaşır insan. Hiç
konuşmak istemediğiniz kişi ile karşı karşıya
kalırsınız. Bir sokak köşesi olsa, inanın yolunuz
olmasa bile oraya saparak yolunuzu uzatma pahasına
kaçar adımlarla ve birde telaşeniz varmış gibi
gidersiniz, değil mi? Bazen de sevdiğiniz
dostlarınızla pazarda karşılaşırsınız. Elinizde
Pazar arabaları yolun sağlıklı ilerlemesini
engelliyormuş, size kızanlar olacakmış, uyarılar
olacakmış. İnanın bunları hiç mi duymazsınız, hatta
duymazsınız, bir de uyarmak isteyenlere bir iki
lafta söylersiniz.
Geçende
yağmurun çise çise yağdığı bir günde evden çıktım,
yürüyüş yapmaya karar verdim. Aynı zamanda da
gazeteye uğrayıp birkaç laf ederiz diyordum. Lisenin
tam dağıldığı bir dönemdi. Sevgili dostlarım sakın
lise ile ilgili eleştiri yapacağımı sanmayın. Benim
dikkatimi lise ikinci sınıf öğrencisi olduğunu
tahmin ettiğim bir erkek öğrenci ile onun tam
karşısından gelen iki kız öğrencimizin arasında
geçen diyalog dikkatimi çekti. Biraz argo, biraz da
kabadayı tarzı diye kabul ettiğim bir söyleşi geçti
aralarında. Kızımız delikanlıya: “ Ne o.. , sigara
mı içiyon? Ailen sigara içtiğini biliyo mu? Bize de
iki tane versene, biz de tüttürelim. ( Gencin cevap
vermesini beklemeden ekledi.) sakın vermeycem deme,
ailene söylerim bak.” diyerek bir de tehditte
bulundu. Bunda ne var diye bilirsiniz. Beklide bu
şimdi anlatılacak durum mu demek hakkınız da var.
Var ama, bana göre bu olay değıl, asıl olay
ailelerin çocukları ile yakınlığı, çocukları
arasındaki diyalog önemli.
Çocuklarımız okula gidiyor. Dersleri nasıl, onların
öğretmenlerle sorunları var mı? Çocuğumuz derse
girdi mi, yoksa okuldan ayrılıp internet kafeye mi
gitti bunları hiç çocuklarınızla konuşuyor musunuz?
Çocuğunuz sigara içiyor diye ona kızmayın,
bağırmayın. Hele hele bir de siz de sigara
içiyorsanız, çocuğunuza bağırma hakkınızda yok.
Ancak çocuğunuzu uyarma durumunda kalırsınız. Siz
sigarayı bırakırsanız, çocuğunuzda bırakır. Ancak,
sizi siz olun sevgili dostlarım. Çocuğunuzun okula
gidip gitmediğini okuluna giderek kontrol ediniz,
devam devamsızlık durumunu, derslerinin durumunu
öğretmenleri ile görüşünüz. Çünkü bu çocuklar sizin
olduğu kadar; bu ülkenin, bu devletin de çocukları
ve gelecek olan neslimiz. Onlarla ara sıra
dertleşiniz. Onlar size söylemeden okuldan
kaçıyorlarsa, bunu saklı olarak değil, açık bir
şekilde söylemelerini sağlayınız. İleride karlı
çıkacak olan da, zararlı çıkacak olanda siz
olmayacaksınız; bu devlet, bu ülke ve
ilgilenmediğiniz, devamlı küçük gördüğünüz, bir
türlü büyüdüğünü, onun da bir insanlık gururu, onuru
olduğunu unuttuğunuz o çocuk olacaktır! Sizler
yatırımınızı çocuklarınıza yapıyorsunuz. Onlar için
gelecek hazırlamaya çalışıyorsunuz. Bu geleceğin bir
anda eriyip gitmesine gönlünüz razı olur mu? Lütfen
çocuklarınızla sohbet edin, onların da görüşlerine
değer verin.
Aslında
sokakta o kadar çok durumlarla karşılaştım ki
sevgili dostlarım. Bazı babaların çocuklarına
bağırması, çocuğu sürüklercesine götürmesi, arabadan
inmeden çocuğuna hadi sen okula git diyerek bankanın
önünde çocuğunun karşıya geçmeye kalkarken az daha
bir arabanın altında kalmaktan son anda
kurtulduğunda büyük bir hışımla inerek çocuğuna
tokat atmaya giden o babanın kabadayılığı....
Bunları
yazarken aklıma bir şey geldi sevgili dostlarım.
Dauvtlar’da gençlerimizin, bazen bugün biraz
gülelim diyecek bir eğlence yerinin olmaması. Bana
göre büyük bir eksiklik kabul ettiğim Kültür
sarayı diyebileceğim; sinema, tiyatro
ve konferans salonu düzeyinde bir yerin
olmaması. Sinema ve tiyatro, konferans gibi
etkinliklerin sergileneceği, izlenebileceği bir
yerin olmaması da gençlerimizi sanıyorum üzüyor.
Burada gelişmeler olmuyor değil. Yeni bir cafe
açıldı. Gençlerimizin, ailelerin gidebileceği şirin
mi şirin bir yer var. Yeni gelişmeler var. Önemli
günlerde sevgililere çiçek siparişi verebilecek
Nazar Çiçekçilik, Bahar Çiçekçilik var. Hatta
Bahar Çiçekçiliğin uluslar arası bir çiçek
klubüne üye olduğu da kulağıma geldi. Yakında büyük
bir ihtiyaç olarak gördüğüm, çocuk yuvası ve
ya kreş dediğimiz bir hizmetin gelmek üzere
olduğunu da duydum. Bunlar bana göre önemli
gelişmelerdir.
Sizleri fazla meşgul etmeyeyim. Gününüz bereketli,
kazancınız bol, yüzleriniz daima güleç olsun. Kalın
sağlıcakla sevgili dostlarım.
20.02.2006
Hüseyin DURMUŞ
|
|