Ana Sayfa

 
 

Edebiyat

 
 

Öyküler

 
 

Makaleler

 
 

Şiirler

 
 

Tiyatro

 
 

Hakkımızda

 
 

İletişim

 
     
  Hidayet Karakuş
Nazan Duman
Kübra Durmuş
Gülçin Can
Hüseyin Durmuş
Emrah Buran
 
 

 
   
     
 

YAZILARINIZI
BEKLİYORUZ





kafiyenet okurlarının siteye katkılarını bekliyoruz.
Yazılarınızı iletin, yayınlansın.
Şimdiden katkılarınız için teşekkür ederiz.

İletişim adresi olarak
yazi@kafiye.net
adresini kullanabilirsiniz.

 
     
  Yunus Emre
Pir Sultan Abdal
Köroğlu
Erzurumlu Emrah
Dadaloğlu
Aşık Veysel
 
     HİDAYET  KARAKUŞ
   MAKALELER    
 

             HİDAYET   KARAKUŞ’un yaşamından çizgiler

.          Annesi, teknede hamur yoğururken o da ekmek yapmak için teknenin başına oturdu. Beş yaşındaydı.
    Annesinin “Hamurla oynama, Allah taş yapar,” uyarısına; “Ben olsam yapmam,” diye yanıt verdi.
     O günden beri sorular sorar yaşama dair.    

·          Köyün içinden çırıl çıplak evine giden tek çocuk oydu. O, derede oynarken babası giysilerini  saklamıştı çünkü.  

      Konuş Benimle’den OYUN ARKADAŞIM şiiri okunabilir. 

·          Eşeğin üstünde ekin tarlasına ekin yolmaya giderken annesinin söylediği türkülere ağlar, nnesinden türkünün öyküsünü dinlemek isterdi. 

      “Sabahın seherinde görebilsem yarimi” türküsü söylenebilir. 

·          Annesiyle çok didişirdi. Bir gün annesine eziyet ettiğini işiten öğretmeni Tahir Bakır, onu eşeğin kazığıyla döverek okula götürdü. Annesinin verdiklerini beğenmediği için, o gün aç kaldı. Okulda da bir gün zili paylaşamadıkları için iki arkadaş zille aynı sehpanın üzerinde duran Atatürk büstünü  düşürüp kırdılar. Öğretmeni büstü ödetmek için onları eve ceketsiz gönderdi. Ama ne annesine, ne öğretmenine gücendi. Onlar haklıydı çünkü.

·          Küçükken ekin tarlasında eve gitmek için akşamın olmasını beklerdi. Daha sonra kavun beklerken hem sınıfını geçmek için namaz kılar; hem yıldızlarda kimlerin yaşadığını düşünürdü. O günlerde kendisine ayırdığı yıldızların ölüp ölmediğini hala merak ediyor. Kendini o günlere borçlu hisseder.

       UZAK MASAL şiiri

 ·          Ailesinin yoksul olduğunu öğretmen okuluna gidince öğrendi. Arkadaşlarına gelen harçlığın yanında ona çoğu kez yalnızca köye dönüş parası geliyordu. Babası ona külde kahve pişirtirdi.

        KÜL KAHVESİ şiiri

 ·          “Ekin tarlalarında çalıştım, çift sürdüm,” dese de işten kaçmayı çok sever, kırda ağaçların altında kitap okurdu.
·
          Öğretmen okulunda yazdığı Kıbrıs Destanını sınıfın duvar gazetesine koyduklarında yaşamını destan yazıp satarak kazanabileceğini düşündü. On üç yaşındaydı.
·
          Cahit Külebi’nin Rüzgar’ını, Kemalettin Tuğcu’nun Sokak Çocuğu’nu, Orhan Kemal’in  
      Babaevi’ni, Panait Istrati’nin Minka Abla, Arkadaş, Baraganın Dikenleri’ni, Yaşar Kemal’in İnce  
      Memed’ini okuduğu yıl hep zayıf aldığı matematik dersini başardığını gördü; matematiğin de şiir   gibi olduğunu düşündü. 

·
        Okul gazetesinde ilk şiiri çıktığında on beş yaşındaydı; herkesin kendisine baktığını sanıp ellerini nereye oyacağını bilemedi, kızardı.
·
          Telefonla ilk kez Isparta Yeni İnkılap gazetesine haber yazdırmak için konuştu; o günden sonra gazeteciliğe heves ettiyse de gazete onun için şiirlerini yayımlayan bir yer oldu sadece.
·
          Öğretmen okulu dördüncü sınıfta, bir isim benzerliğine kurban gidip meslek dersleri öğretmeninden azar işittiğinde öğretmeninin  kendisinden özür dilemesini son sınıfa kadar bekledi.Öğretmen Dündar Özlü, bitirme sınavlarında müzik dersinde ayırtmandı. Ona şiir okutup o dersten mezun ettiler. Bu şiir isteğini özür kabul etti.
·
          Son sınıfta bir öğretmeninin kızına aşık oldu; öğretmen onu çok seviyordu, sınavlar için kızını ona emanet etti.

      SENİ YEŞERTEN SULAR şiiri 

      ·   Edebiyat Dergisi olarak ilk şiiri Çağrı’da 1965’te çıktı.
. 1966’da Şölen Dergisi’nde yayımlanan Ufukta Bağımsızlık
Dumanı Var şiirinden ötürü Kara Kuvvetleri Askeri Savcılığına verildi.

·
12 Mart askeri darbesinde Balyoz Harekatında gözaltına alındı. Bir de 1981’de Bergama’da M. İzgü, H. Yurttaş’la birlikte gözaltına alındı. Çocuklara kitap imzalayacaklardı. O yıl ilk ödülünü de Bir romanıyla kazanmıştı: Yağmurlar Nereye Yağar?·   Okullarda yönetimlerle başı hoş olmadı. Bilimsel, halktan yana eğitimi savundu, saldırıya uğradı; öğrencilerine dünyanın en büyük buluşunun kitap olduğunu kavratmaya çalıştığı için soruşturmalar geçirdi.
·
  Annesi onu imam hatipte okutmak istemiş, babası öğretmen okulu diye diretmişti. Öğretmeninin baskısıyla imam hatibe gitmekten kurtuldu. Onları, insanlık ailesinin  bir parçası olarak hep sevdi.

 SOY DÖKÜM  şiiri.  

 ·          Köyde okula gittiğinde Mustafa Kemal’i çok sevdi. O yüzden Türkçe kitabının başındaki
            Atatürk resmini kesip kendi yaptığı bir çerçeveyle evdeki ocağın üstüne astı. Babası, annesi oğullarının “Kemal” sevgisini gülerek herkese gösterdiler.

·
          Köyde uğradığı bir haksızlık nedeniyle muhtarı uzun bir mektupla kaymakama şikayet etti. On beş yaşındaydı. Kaymakam, köye geldiğinde onu tanıdı ama ciddiye almadı. Oysa onun kafasında     Fakir Baykurt’un romanı Yılanların Öcü’ndeki kaymakam vardı.
·
          Sivas’ta 2 Temmuz 1993’te, on bin canavarın ateşe verdiği Madımak Oteli’ndeydi. Ölümü değil evlerde kalacakların acısını ve hüznünü düşündü. Onlar için yazdığı Avuntu şiirini kendisine çok dokunduğundan kolay okuyamadı.          

            AVUNTU şiiri
.
          Şimdi aramızda olsa da dünyanın neresinde acı çeken, haksızlığa uğrayan, sömürülen   bir insan ve toplum varsa onun kalbi oradadır.

   

     

 
 
 

   

 
     Ana Sayfa                                                                 
     
   
 

        

 
     
 

 
     
     
 

 
   Günlük Özgürlük  
 

 
     
  Dr Tuncay Filiz
Milli Eğitim Baka.Çanakkale
Kültür ve Turizm
İzmir Belediyesi
Konak Belediyesi