| |
YAZIKLAR
OLSUN?
İnsana; yaşam mücadelesi içerisinde sanırım çok
rahat olma ve kimsenin karışamadığı bir yaşamı
sürdürmenin vermiş olduğu sınır tanımayan rahat,
sanırım kendisine çok geliyor. Çok geliyor ki;
yaşamın içerisinde kendisine haddinden fazla
özgürlük isteme durumuna giriyor. Ben buna fazla
özgürlük isteme diyorum. Ancak özgürlüğünde bir
sınır ve durması gereken bir kapısı olduğunu
sanırım bilmek zorunda insanoğlu. Aslında
insanoğlu o kadar çok şeyleri bilmek zorunda ki,
işine gelmediği içinde bilmiyormuş gibi yapmaya
çalışıyor.
Son zamanlarda gece uykularım
kaçmaya başladı. Son 15 gündür yurdumuzda
yaşanan terörist hareketlerin artması, masum
insanların öldürülmesi, insanların içerisine
korku salma çabaları bana; 1980 öncesi benim
gibi o dönemin genç kuşağı çok iyi bilir ölümü
ensesinde hissetmiştir. Kendi ülkemde sabah
evden çıkarken ev halkı ile helallaşmayı
unutmuyorduk hiç. Akşam eve dönüp
dönemeyeceğimiz çoğu zaman meçhul yola
çıkıyorduk ve okulumuza okumaya gidiyorduk.
Hiçbir güvencesi olmayan kişiler dayakta yese,
korkutulsa da okula gitmeye çalıştı. O dönemden
okullarından mezun olanların çoğu şuan emekli
bile oldular. Aklıma gelen acaba yine o
dönemlere mi gidiyoruz? Yoksa ülkemizdeki genç
kuşak yine oyuna mı getiriliyor? Oynanan bir
takım oyunların bedelini yine günahsız kişiler
mi ödeyecek?
Öyle bir yaşam mücadelesi veriyoruz
ki, kafası bozulan hemen silaha sarılıyor,
başlıyor sağa sola zarar vermeye. Bazen de
insanlık dışı düşüncelerle masum insanların
olduğu yerde patlıyor bombalar. Oysa : “ Kim bir
kimseyi bir kimseye veya yer yüzünde
bozgunculuğa karşılık olmadan öldürürse, bütün
insanları öldürmüş gibi olur. Kim de onu
diriltirse( ölümden kurtarırsa) bütün insanları
diriltmiş gibi olur.( 1)” insanı yaşatmamız
için ne kadar dikkatli olmamız gerektiğini
söylüyor. Sokaklarda insanlar yine korkulu mu
yürüyecekler? Yine mi terör konusu ile kucak
kucağa yaşamaya başlayacak? Yine mi masum
insanların yaşamları karartılacak! Olamaz,
olmamalı, olması insanlık suçu ve bunu
yapanların insan olduğundan şüphe edilmesi
gerekir.
“ Yurtta sulh, cihanda sulh (2) ”
ilkesi biz insanlar için değil mi? Neden barış
içerisinde olmayalım. Bir birimizi neden sıcak
duygularla kucaklamayalım ki? Bu cennet vatanın
her karış toprağı zaten kanla yıkanıp korunmuş.
Binlerce şehit vermişiz bu toprakların korunması
için. Ancak insanoğlunu rahat dürtmesin. Yerinde
duramaz, kalkıp ortalığı karıştırmak işlere
başlar hemen. Yalnız dikkat edelim bugün
yurdumuz üzerinde tekrar baş belası olmak üzere
olan TERÖR öyle her keyfimiz istediğinde gündeme
getirilecek bir olay da değil, durum da
değildir. Yine yurdumuzun üzerinde oynanan ve ya
oynanmak istenen, dayanağı ve desteği yurt
dışından olan bir hareketlenme var terörde. Yine
masum vatandaşlarımız şehit olamaya başladılar.
Kendimize dikkat edelim ve oyuna gelmeyelim.
Terörün acımasız o kanlı duygularına oyuncak
olmayalım. Gençlerimizin kendilerine dikkat
etmesi gerekmektedir. Kendilerine vaat edilen
sözlere aldanmamalı ve o duygulara uymamalı,
kendilerine yapılacak olan tekliflere asla evet
demeyerek reddetmeli.
Sevgili dostlarım. Aslında
konuşulacak o kadar çok şey var ki.. Sizleri bu
TERÖR konusunda fazla sıkmak istemiyorum. Sadece
şunu söylemek istiyorum ki; yeniden terör yavaş
yavaş tırmandırılmak istenmekte. Buna
gençlerimiz alet edilerek kullanılmaktadır. Bu
vatan bize atalarımızdan emanet ve bu emaneti
bizden sonra gelecek olan kuşağa bırakacağız.
Gerekirse kanımızın son damlasına kadar
koruyacağız. İster ülkemizde olsun, isterse yurt
dışında masum insanlara yönelik, ferdi veya
toplu fark etmez, yapılacak terör olaylarını
onaylamıyor ve lanetle kınıyorum. Hepinize
yaşamınızda mutluluklar diler, terörün kapınızı
çalmadığı güzel günlerin hepimizin olmasını
dilerim. Sağlıcakla kalınız.
( 1 ) Maide suresi/ 32. ayet.
(2) Mustafa Kemal Atatürk
11.07. 2005
Hüseyin DURMUŞ |
|