YOLLAR
Aklımızı
esirgediğimiz gerçek
yaşamın üzerinde,
gömleğin kolundaki
ikinci ütü izi gibi
eğreti duruyoruz.
Süzgecin altında
bıraktığımız
yarımlarımız,
posasındaysa
yaşadıklarımız
kalıyor sadece.
Gurbetlere uzuyor
çekip gittiğimizde,
bir yandan da
hasretleri
kavuşturuyor. Nedir
bu? YOLLAR.....
Zaman
Zaman düşünmez
miyiz sokaklarında
tanıdık hiçbir yüzü
görmesek, hatta
orada sokak bile
olmasa....
Bisikletin üzerinde
ellerimizi kocaman
açıp rüzgara
bıraksak kendimizi.
Sıyrılsak
benliğimizden ,
unutsak kim
olduğumuzu. Dünyanın
en koca yükü bizim
omuzlarımızda gibi
geldiğinde,
yalnızlık mengenesi
sıkıştırır tüm
hırsıyla.
Giderken varacağımız
o ıssız, kimsesiz,
yabancı yerlerde
sadece kendimizin
duyacağı çığlıkları
hayal ederiz.
İşlerini yüzüstü
bırakanlar,
sevgilerine özlem
katmaya çalışanlar,
anlatmayanlar
anlatamayanlar
yollara vurmaz mı?
kendini. Gün olur
yüreğinde gideceği
yerlerin listesi
çoğalır insanın.
Kendimi o listede
görürüm diye açıp
açıp bakarım
yüreğime. Bana ait
güzel şehrimden, her
sabah gülümseyerek
selam verdiğim
komşularımdan,
faturaların
arasından bulduğum
süpriz mektuplarımın
emanetcisi posta
kutumdan, ailemden,
her şeyden vazgeçip
gitmeli miyim?
Oysa
nasılda soğuktur
terminaller.
Elinizde kahvenizle
bir bankın üzerinde
bekleşirken, bir
yığın insan geçer
önünüzden.
Kimilerinin
kendinden büyük
bavulları,
kimilerinin minik
çantası vardır ama,
yanına kattığı
korkunç ıstırap
belli eder kendini.
Kimileri son bir
umutla döner
arkasına ve bekler
gelmeyeceğini
bildiği
sevdiklerini.
Otobüsün ilk
adımında kendinizi
inandırırsınız
gidiyorum diye.
Kimbilir kaç kişinin
kaderi değişir o ilk
adımda. Kimbilir kaç
kişi, yol boyunca
uzanan beyaz
şeritlere sizinle
aynı anda dökmüştür
geçmişini.
Bu gün
yine yüreğime
bakacağım,
elvedaların yerini
merhabalar almışsa
eğer, gitmemek için
bir nedenim daha
olacak. Gökyüzü daha
aydınlık, uzaklar
daha yakın
görünecek, uzayan
yollar sevince
boyanacak belkide.....
F.HAMZAÇEBİ