Ana Sayfa

 
 

Edebiyat

 
 

Öyküler

 
 

Makaleler

 
 

Şiirler

 
 

Tiyatro

 
 

Hakkımızda

 
 

İletişim

 
     
  Hidayet Karakuş
Nazan Duman
Kübra Durmuş
Gülçin Can
Hüseyin Durmuş
Emrah Buran
 
 

 
   
     
 

YAZILARINIZI
BEKLİYORUZ





kafiyenet okurlarının siteye katkılarını bekliyoruz.
Yazılarınızı iletin, yayınlansın.
Şimdiden katkılarınız için teşekkür ederiz.

İletişim adresi olarak
yazi@kafiye.net
adresini kullanabilirsiniz.

 
     
     
       EDEBİYAT
    SÖYLEŞİ  
    HÜSEYİN  DURMUŞ  
 

   

           YÜRÜMEK  İÇİN

              Merhabalar. Nasılsınız diyemeyeceğim. Bugünlerde herkes tam bir barut fıçısını andırıyor. Hani farkında olmadan bir ateş ile yanlarına yaklaşsanız patlayacak durumdalar. Nasıl patlamasınlar ki, yolda giderken başlarına ne zaman önlemi alınmamış bir inşaatın yanından geçseler başlarına bir kalas ve ya tuğla düşebilir. Bazen de yolda giderken kaldırımlar yürüme yeri olmaktan çıkmış olduğu için oto yola inen yayaya çarpmamak için korna çalan şoförlerin yanı sıra, lambalardan karşıdan karşıya geçerken kurallara uymayan yayalar ile şoförler arasındaki atışmaları ise her an görmeniz mümkündür.

              Bu gün sizlere aslında mutlu olacağınız bir takım haberlerle başlamak isterdim. Yüzünüzü güldürmeyi isterdim. Ama elimde değil, sizi güldürmek yerine ağlatmaya başlayacağım. Haydi isterseniz hemen göz yaşlarını akıtmaya başlayın. Bir dakika hanımlar beyler, bir dakika. Beni bekleyin. Fuarda bulunan müzeye gideyim ve oradan bir tane gözyaşı çanağını alayım. Bakarsınız ileride göz yaşarlınızı da bazıları kullanmak ister. O nedenle gözyaşlarınızı ben toplayayım ki başkalarına fırsat kalmasın.
               Nerede kalmıştık sevgili okurlar. Sizler ağlayacaktınız. Sakın ha, böyle bir yanlışı yapmayın. Sonra ne derler, bil hassa erkeklere ne deneceğini siz daha iyi bilirsiniz. Erkek adam ağlamaz! Kadınlar ağlar, erkekler gülermiş diyorlar. Siz onu gidin de benim rahmetlik olmuş olan dedemin mezar taşına anlatın. Erkek adam da ağlar, erkeğim diyen kişi de ağlar. Ağlamak ayıp mı ki ağlamasınlar. Ben bile bazen ağlıyorum. Gözyaşlarım baraj gölü gibi geriye doğru şişmesin diye. Sonra kendime hâkim olamam neme lazım. Ben yine ağlamaya devam edeceğim.
              Şimdi gelelim asıl konumuza. Bugün sizlerle büyük şehirlerdeki kaldırımların işgali ve trafik lambaları ile yol boyunca yaşadıklarımıza değinmek istiyorum. Biraz kısa olması sanırım iyi olacak. Hepimiz şikayet ederiz. Ne zaman şehir merkezinde yürümeye kalksak şu kaldırımlarda, mutlaka taşıtlarla kaldırımların işgalini ve yaya olma hakkımızın gasp edildiğini görürüz. Kime söylersek söyleyelim, kime şikâyet edersek edelim sorunlar bir türlü çözülemiyor. Çünkü herkes baş kesen, kral Haydar olmuş. Ağzınızı bile açamıyorsunuz. Eğer kavgayı göze alıyorsanız o zaman sorun yok biri mutlaka tabanı yağlayıp kaçıyor. Bunlar yetmiyormuş gibi kaldırımları satıcılar da işgal etmiş. Ben geçen de Üçkuyular’dan Alsancak Gündoğdu meydanına kadar yürüdüm. Çünkü herkes bu yollar için bir şeyler söylüyor. Yerinde tam tespit edeyim diye. Ne yazık ki söylenenlerin hiç te abartılmadığını gördüm. Aşağı yukarı gittiğim yol boyunca başta ne kadar yabancı isimler varsa bu yolun sağına soluna yazılmış. Kendinizi İngiltere de ve ya Amerikada hissediyorsunuz bir an. O yabancı dükkan ve işyeri isimleri insanın midesini verilen yiyeceklerden önce bulandırıyor. Hani o sözcükleri Türkçe yapalım diye bağıranlar yok mu, sanırım bu yollardan hiç geçmiyor ve ya buralardan geçerken hem gözlerini hem de kulaklarını tıkıyorlar. Gürültü ise ayrı bir sorun olmuş. Bir de kaldırımlara kadar park etmiş araçlar nedeniyle yola inmek zorunda kalıyorsunuz. Taşıt şoförleri ise size ya korna çalıyor ve ya yüksek sesle hakaret ediyor.
              Hele Konak’tan Alsancak Gündoğdu meydanına kadar olan alan ise bambaşka. En modern şehirde simitler açıkta satılıyor. Hani mis gibi kokusunun önüne geçmemek için olsa sanırım. Sigara içenler yanınızdan geçerken dikkat etmezler, sigaranın külleri ve ya sigaradan rüzgâr nedeniyle kopan yanan kağıtlar gözünüzü ve ya yüzünüzü ziyaret ederek sizlere “ Nasılsınız “ diye soruveriyor ve küfür başlıyor hemen. Konakta çöp atacak kutu ve ya bidonlar yok. Bu yokluk Gündoğdu meydanına kadar devam ediyor ve oradan da öteye gidiyor. Sakın elinizdeki çöpü atmak için çöp sepeti aramayın. Çöpleri koymak için daima yanınızda bir naylon poşet bulundurun. Bu arada yeşilliklerin üzerine basmayınız ve çiçekleri koparmayınız yazılarının yanlış yazılıp asıldığını sanıyorum. Çünkü o kocaman yazıya rağmen herkes çimlerin üstüne uzanıyor. Sanki okuma yazmaları yok gibi. Nasıl Türkçe okusunlar ki, herkes İngilizce biliyor diye bütün dükkanlar ile iş yerlerinin çoğu neredeyse yabancı sözcüklerden oluşmuş. O yüzden onları da hoş görmek gerekir.  Nasıl ki kaldırıma park etmeyiniz yazısına karşın kasıtlı olarak kaldırımları işgal eden ve okuma yazması olmayan şoförlerle yarışıyoruz her zaman. Birde  sıcak nedeniyle dükkanlarının önünü yıkayan esnafın dikkatsizliğini gören bazı araç sürücülerinin kış ayı gelmeden insanları sıçratılan sular ile duydukları o ıslatma zevkini yüzlerindeki ifadeyi okuyamayız diye düşünmesin araç sürücüsü, biz her şeyi okur ve görürüz. Kordon boyunca kaldırımlar lokantalarca işgal edilmiş. Oralarda da rahat olamazsınız. Kısacası size bir şey söyleyeyim mi? Siz siz olun ne kışın, ne de yazın şehir merkezlerine asla inmeyin. Yollarda yürümeyin. Otobüsten inmeden gideceğiniz yere gidip gelin. Nasıl mı? Ben henüz daha yeni çözdüm, sıra sizde. Sakın nasıl olduğunu sormayın, söylemem. Neden söyleyeyim ki, zaten sizler değil misiniz hep hazırcı olanlar.
                Şimdilik bu kadar. Bundan sonra bu köşede sizlerle olacağım. Bundan sonra yeni konular ve yeniliklerle karşınıza çıkmayı düşünüyorum. Siz siz olun sakın kaldırımlardan gideceğiz diye uğraşmayın. Ara sıra arabaların üzerinden kestirme de gidebilirsiniz. Hoşça kalın sevgili okurlarım. Haftaya buluşuncaya kadar gözyaşlarınızı biriktirin. Yakında göz yaşı satın almaya başlayacağım.  İyi günler dilerim.
                 Saygılarımla.        

                                                                 İzmir / 14.09.2005     
                                                                 Hüseyin  DURMUŞ

 
     Ana Sayfa                                                                 
     
   
 

        

 
     
 

 
     
     
 

 
   Günlük Özgürlük  
 

 
     
  Dr Tuncay Filiz
Milli Eğitim Baka.Çanakkale
Kültür ve Turizm
İzmir Belediyesi
Konak Belediyesi