|
|
| |
MAKALELER |
|
| |
FAHRİYE HAMZAÇEBİ |
|
| |
ZAMAN
VE MEKAN
Sıkıldım,
kalabalıklar
içinde çok
yalnızım.
Tanıdığım
yüzler
yabancı
adeta, Ne
yapmalı da
bu gönlü
huzura
kavuşturmalıyım.
Kumbaşından,
Gülyalı ' ya
kadar dantel
gibi uzanan
sahile
baktım.
Güneş
güzel yüzünü
Boztepenin
ardına
sakladı
birden.
Sokaklar
tenhalaştı,
trafik
yoğunlaştı
herkes evine
koşuyordu.
Gece
ilerledikçe
büyüyen
fidanlar
gibi sahil
dolup taştı,
ışıltılı
ışıklar
altında.
Tabiye
başından
baktım Ordu'
ya cennet bu
olsa
gerekti.
Ağır
adımlarla
ilerledikçe
müzik
sesleri,
park eden
arabalar,
insan
manzaraları.
İskele
bahçede mola
verdim, inip
aşağıya bir
masaya
oturdum.
Deniz
ayaklarımın
dibinde
ninni
söyleyerek
geziniyordu.
Ay..!
kocaman
sessiz duran
denizin
saçlarını
okşuyordu.
Dalıp gittim
uzaklara,
kalbimde
kopan
fırtınaya
dur!
diyordu,
derinden
içli bir
şarkı sesi
Kumsal Türkü
evinden
geliyor
yankısı
"Enginde
yavaş yavaş
günün minesi
soldu" bu
kadar mı?
güzel
anlatılır
akşamın
gizemi...
Zaman
ilerledikçe karnımız
acıktı,
Karadeniz de
ne yenir
balıklar
çeşit çeşit
leziz,
kıyıyı terk
etmeden
ileride Mıdı
Restorant
denizin
içine oya
gibi
işlenmiş.
Mevsimine
göre ister
mezgit tava,
ister levrek
ye, yanında
şarap. Mavi
bir tül gibi
önümde
deniz, beni
sarıp
sarmalayan
gökkubbe ile
bütünleşmiş.
Allah'ım bu
ne ahenk, bu
ne renk
cümbüşü,
elimde bir
bardak
çayımla
seyre daldım
arş-u alayı.
F.HAMZAÇEBİ
|
|
|
|
|
|
| |
ANA SAYFA |
|
|
|
|