| |
Baharı yaşayamadan
yaz mevsimine girmek üzereyiz. Ülkemizin doğal
güzellikleri yanı sıra ören yerleri nedeniyle
dünyanın sayılı ülkelerinden olması bunun önemini
bir kat daha arttırmaktadır. Toroslar-dan Akdenize
bakması da bir başka oluyor şu sıralar. Ülkemizin
her köşesi ayrı bir güzellik içerisinde. Doğuda
kayak yapılırken Antalya başta olmak üzere
kıyılarımızda deniz mevsimi açıldı bile. 15-22 Nisan
05 tarihleri arasında ise Turizm haftası kutlamaları
yapılacak. Bu konuda Turizm ve Kültür bakanlığımız
büyük bir hızla çalışmaları sürdürmektedir.
5. Nisan. 2005 Salı günü İzmir “7. Konak
Söyleşileri” ni izledim. Kültür sanat
etkinliklerine katkısını esirgemeyen İzmir Büyük
Şehir Belediye Başkanı Sn. Aziz KOCAOĞLU başta
olmak üzere, bu tür etkin-liklere katkıda bulunan
İzmir Konak Belediye başkanı Sn. Ali Muzaffer
TUNÇAĞ’a teşekkür etmek isterim. Güzel bir söyleşiyi
izledikten sonra doğrusu çok mutlu oldum. Başta
söyleşiyi idare eden Nedim ATTİLA, konuşmacılardan
Adil MÜFTÜOĞLU, Aykut YENİCE, Lina ESKİNAZİ ve
Mehmet Şakir ÖRS olmak üzere herkese teşekkür etmek
istiyorum. Teşkkür etmek istiyorum, çünkü o
toplantıda bir anda 1975 li yıllara gittim
Mezarlık başında gece otel katipliğini yaptığım o
çok önemli Büyük Abdül kadir Paşa otelini
anımsattılar bana. Mezarlık başında vakıfların
bulunduğu o çengi havalarının yankıları kulaklarımda
bir anda yankılanıverdi. Mezarlık-başından Kuşlu
camiye doğru gidilen yolun sağında ve solunda
bulunan o dükkanlardaki konuşmalar kulaklarımda
çınladı sanki. Şimdi o güzelim yerde ihtiyaçtan
yapılan ama bir beton yığını gibi Mezarlıkbaşının
güzelli-ğini yok eden katlı otapark ise hala o
güzellikleri belleğimden silemedi inanın.
7. konak günlerinde misafirlere
anlatılan konu İzmir mutfakları ve yemek
kurallarıydı. Kemeraltı ve Anafartalar caddesi ile
civarlarındaki yiyecek satan esnafın müşterilerine
karşı olan ilgilerinden , olması gere-kenden
bahsedildi. İzmir’in meşhur lokantacılarından, uzun
yıllar bu esnaf birliklerinin başkanlığını yapan
Adil MÜFTÜOĞLU’nun; ızgara çeşitleri, yemek
çeşitleri, titizlik, nezaket ve görgü kurallarını
tamamlayan tatlı çeşitleri insanların iştahını
kabartan anılarından sonra benim en çok dikkatimi
çeken iki olay vardı. Diğer konuşmacılardan
Lokantacılar esnafları bşk. Aykut YENİCE’nin
söylediği önemli açıklama kabul edebileceğim sözleri
ile, Yazar Lina ESKİNAZİ’nin Türk mutfağı, Türk
mutfaklarında gelenek ve görenekler doğrusu dikkat
çekiciydi. Hele Mehmet Şakir ÖRS beyefendinin
“Meyhaneler, aynen –AKŞAMSEFALARI - gibidir.
Biliyorsunuz akşamsefaları akşam açarlar ve sabah
güneş ile birlikte kapanırlar. Meyhanelerde
böyledirler. Ayrıca meyhaneler memleketi kurtarma
yeridir. Akşam olunca meyhanelerde yapılan
sohbetler; hem memleketi kurtarmak için, hem de
hükümet kurup hükümeti yıkma yeridir. Meyhanelerin
edebiyatımızda bile ayrı yeri vardır.” Sözleri,
dinleyenlere kısa bir nostalji yaşatmıştır sanırım.
Her ne kadar benim 51 yıllık yaşamımda meyhane
kültürüm yoksa da, meyhanelerin siyasetin ana
kaynağı olduğunu bilmeyen yoktur. Veysel
Çıkmazı’nın anason kokulu yaşamı da İzmir için ayrı
bir hava verir. Lina Hanımefendinin “ İspanyadan
İzmir’e göç eden Yahudilerin yerleştikten sonra Türk
mutfağına katkıları ile börek çeşidi olarak bir tek
İzmir’de yapımı olan BOYOZ’un asıl isminin “Boy”, “
Boyoz” un da çoğul anlamda kullanıldığını düşünür ve
gevreğin birden fazla ismin olduğunu da söylersek;
sabah kahvaltılarını süsleyen boyoz ile sıcacık
gevreğin (Bazıyerlerde gevreğe – kehke, simit,
halka, son zamanlarda da memurlar arasında susamlı
tavuk ta denilmektedir.) geçmişini ve yapılış
özelliklerini de öğrenmiş oluyor insan.
İki önemli konu var demiştim az önce.
Birincisi Büyük Şehir Belediyesi destekli ve
Lokantacılar Esnafının, eğer yanlış anlamadıysam
Karşıyaka Yamanlarda bir okul açılacağını; bu okulda
eğitim verileceğini söylediler. Doğrusu İzmir için
güzel bir adım. Bu okulu bitirmeyen Lokanta ve
benzeri yiyeceklerin bulunduğu gıda üzerine işyeri
açamayacağını, kendilerine ruhsat verilmeyeceğini,
her önüne gelenin aylak kaldım bari bir lokanta
açayım diyemeyeceğini burada duydum. Güzel bir
gelişme olacağı inancındayım.
İkinci önemli olan olay ise;
İzmir’de haziran 2005 ayında Üniversite oyunlarının
olması nedeniyle Esnaf birlikleri ile Konak
Belediyesi ve Büyük Şehir belediyesinin ortaklaşa
çalışarak oyunlara kadar esnafın eğitilmesi
konusunda bazı çalışmaların yapılmaya başladığını
duymak oldu. Gelecek misafirlere en iyi hizmeti
sunmak ve sunarken de gelen misafirleri rahatsız
edici çığırtkanca bağırışlarda, davetlerden esnafın
kaçınması konusunda uyarıların yapılacağıdır. Bu
durum da önemli bir gelişme bana göre. Hele bir de
şimdi 15-22 nisan tarihleri arasında turizm
sezonunun da başladığını düşünürseniz, bu konunun ne
kadar önemli olduğunu sanıyorum herkes anlayacaktır.
İzmir’e misafirlerimiz geliyor.
Nereden bakarsanız bakın 5000 kişi gelecek ve
İzmir’de bir ay boyunca ağırlanacak. Bu sayı
oyunlara bağlı olarak bir o kadar da artacak ve
gelen misafirlerin barınma sorunları ortaya çıkacak.
Sanırım organizasyon komitesi bu konuyu da yüzünün
akıyla halledecek, başaracak ve ülkemize önemli bir
puan kazandıracaktır. Burada sadece esnaf
birliklerine, Büyük Şehir Belediyesi ile Konak
beledi-yesine görev düşmüyor. İlk önce sokaktaki
esnafa, sonra İzmir halkına görev düşmektedir. İzmir
halkı olarak büyük şehir belediyesi, Konak
belediyesi ve esnaf birliklerine elimizden gelen
yardımı yapıp; bizlere yapılacak olan duyurulara
mutlaka kulak vermeliyiz. Duyarlı olmak zorundayız.
Bu oyunlar aynı zamanda bizler için , ülkemiz için
önemli bir turizm geliri olacaktır. Ülkemizi
tanıtmanın yapılacağı en iyi organizasyon olacaktır.
Sonuç olarak şunu söylemek
istiyorum. Bu organizasyon çok iyi olmalı.
Söylenenler aynen uygulanmalı ve kesinlikle alınan
kararlardan ne dönüş nede taviz verilmemeli. Çevre
temizliğine dikkat edilmeli ve bu konuda esnaf
uyarılmalı. Kemaraltı ve çevresi ile turistlerin
sıkça uğrayacağı yerlerde birer çöp bidonu veya
benzeri araçların konulması sanıyorum önemlidir.
Gelen misafirlerimiz ellerindeki atacakları çöpleri
saatlerce ellerinde taşıyıp çöp kovası aramamalı.
Bunu Avrupalılar yapıyor ama bir biz öğrenemedik.
Biz öğrenemedik ve sanıyorum öğrenmek te
istemiyoruz. Elimizdeki çöpü çöp sepetine atmayı
kendimize yediremiyoruz. Kemeraltı, Konak Meydanı ve
diğer yerlerde geçerken insanların çöpleri yerlere
nasıl attığını görmek mümkün. Gerçi Konak
söyleşilerinde de beni ve benim gibi düşünen birkaç
kişiyi üzen olayı da söylemeden geçemeyeceğim. 7.
Konak söyleşilerinde konuşma sonunda davetlilere
ufak bir ikram vardı. Bu ikram sonunda tüketilen
gıdaların konduğu malzemeler yanı başlarındaki çöp
kovalarına değil yerlere atılmıştı. Doğrusu o güzel
söyleşinin üzerine o olumsuz tablo beni ve bazı
kişileri çok üzdü. Gelen misafirleri ağırlarken
lütfen biraz daha dikkat edelim.
Lütfen dikkat, misafirlerimiz
geliyor. Türk olarak misafir perver-liğimizi onlara
gerçekten ve içten gelerek gösterelim. Bu ulusumuz
için ; İzmirli ve İzmir halkı için en önemli sınav
olacaktır. Bu sınavı başarı ile geçersek, başka
organizasyonları da almamıza katkısı olacaktır.
11.04.2005
Hüseyin DURMUŞ
|