Ana Sayfa

 
 

Edebiyat

 
 

Öyküler

 
 

Makaleler

 
 

Şiirler

 
 

Tiyatro

 
 

Hakkımızda

 
 

İletişim

 
     
  Hidayet Karakuş
Nazan Duman
Kübra DurmuşGülçin Can
Hüseyin Durmuş
Emrah Buran
 
 

 
   
     
 

YAZILARINIZI
BEKLİYORUZ





kafiyenet okurlarının siteye katkılarını bekliyoruz.
Yazılarınızı iletin, yayınlansın.
Şimdiden katkılarınız için teşekkür ederiz.

İletişim adresi olarak
yazi@kafiye.net
adresini kullanabilirsiniz.

 
     
     
    
  MAKALELER  
  HÜSEYİN  DURMUŞ  
 
 
                 
SAĞLIK SORUNLARI

       Avrupa ortak pazarına girmeye çalıştığımız şu sıralarda her türlü olumsuzluğu devleti yönetenlere yüklemek kadar ayıp bir şeyi kabul edemiyorum. Devleti yönetenlerin sorumluluğu olduğu kadar o devlette görev alanların da sorumluluğu yok mu? Devleti yöneten, yücelten, o devleti saygın devletler haline getirecek olanlar yöneten ve yönetilenlerin yanı sıra görevleri olanların akıllanacağı zamanı beklemek ise çok büyük bir gaflettir. Ama ne yazık ki gelin görün hala sorumluluk bilincinin çok az kişide olduğunu görmek beni çok üzüyor. Devlet bir bütündür ve yönetenleri ile yönetilenleri kesinlikle benim sorumluluğum yoktur deme hakkına sahip olamaz. Bu gemi batınca farelerin kaça bilecekleri başka gemi yoktur, bunun da böyle bilinmesi gerekir.

         Ülkemizde büyük bir sağlık sorunu vardır. Vardır da bu sağlık sorununun nedenlerini araştıranlar ise hala birçok konuda beyinleri karıştırmaya devam ediyorlar. Gerçi bu beyin karıştırma, karşılıklı olarak da yapılıyor gibi geliyor bana. Ama şu bir gerçek her kuruluş başkanı ve bakanının sorumlulukları tek tafralı olarak yargılanamaz ve yargılanmamalı. Aynen eğitimdeki boşluklarda karşılıklı restleşme ve sorunları çözmekten daha çok zıtlaşarak halkı bezdirme noktasına gitmeye çalışmak gibi. Ne eğitimde ne de sağlıkta kişilerin siyasi görüşleri ön planda olmamalı ve olmaz da. Ne yazık ki bizde uzun yıllardır siyasi hareket ön plana çıkmış, kişisel çıkarlarla bu sorun birleşince ortaya bir ucube çıkmıştır. Eline kim alırsa alsın onun elinde kalıyor.

          25.Temmuz.2006 günü bir trafik kazası geçirdim. Kullandığım özel araç ile İzmir’den

Menderes (Cumaovası ) karayolunu kullanarak sahil kesime çıkarak Kuşadası ve ıradan da Davutlara gidiyordum. Saat 12.30 civarında bir trafik magandasının bizi zorlaması ile ben kullandığım aracın kontrolünü kaybettim, kazaya yaptım. Kullandığım araç takla attı ve Allah’ın inayeti ile ben sıyrıklarla atlattım, annemin 4 sol kaburga kemiği kırıldı ve çok ucuz atlattık. Şimdi o olaydan sonra benim cevap aramaya başladığım şu sorular oluştu. Bunların da araştırılmasını, ilgili devlet kuruluşlarının bu konuda çok duyarlı olacağını da umuyorum. İsterseniz bu soruları birlikte soralım.

           Sağlık bakanımız ve bakanlığın üst düzey yetkililerinden cevap beklediğim noktalar:  

          1.  Kaza yerine gelen 112 Hızır Acil servis ambulansı aldığı yaralıyı kendi kafasına göre bir sağlık kuruluşuna mı götürecek hastasını yoksa bilinci ve şuuru açık hastanın istediği yere mi götürecek?  Kaldı ki benim vücudum her türlü antibiyotik ve penisiline alerjim var, annemin de ilaç alerjisi var. Lütfen bizi Dokuz eylül üniversitesi hastanesine götürür müsünüz dediğim halde biz dinlenmedik ve İzmir’de Bozyaka Devlet (SSK Hastanesi olarak ta hizmet veriyor.) hastanesine götürüldük.

          Sayın bakanım bu konuda şunu öğrenmek istiyorum; sağlık kuruluşlarını hastamı seçecek yoksa hastane kendi mi seçecek?  İnsanda ilaç alerjisinin önemini bilmeyen dr. yoktur ama bize böyle bir uygulama neden yapıldı?

         2.  Kazanın olduğu gün iki sağlık kuruluşunu ve verilen hizmeti gördüm. Biri Devlet hastanesi, diğeri Özerk üniversitenin sağlık kuruluşu ve aralarında öyle bir uçurum var ki karşılaştırmak bile istemiyorum. 

         Bozyaka Devlet hastanesinde (SSK Hastanesi olarak ta hizmet veriyor.)  Acil servis kayıp. Kayıp çünkü acile gelenlerin çok zorlandığı koşullar var. Yoğun bakımda hasta yakınları dışında herkes dolaşıyor. Koridorlarında sigara içiliyor.  Görevlileri dinleyen yok. Ben kazanın şoku ve bedenimin yavaş yavaş soğumaya başlaması sonucu hareket kabiliyetimi yitirmeye başladım. Annemin de aynı durumda olduğunu görünce görevli doktorlardan beni ve annemi Dokuz Eylül Üniversitesi hastanesine sevk istedim. Bizi Tepecik Devlet Hastanesine (SSK Hastanesi olarak ta hizmet veriyor.) sevk ederiz diye tutturdular. Dört saatlik bir uğraş sonunda annemin kırıkları ortaya çıktı, bende bir şey yok denildi. Annem Dokuz Eylül üniversitesine sevk edildi. Ben de taburcu oldum. Şimdi burada şu üç soru aklıma takıldı:

       a)   Bir hastanın hayati önemi ortada iken, HİPOKRAT  YEMİNİ yapan bu doktorlar neden bu kadar ısrarla bizleri bu hastanede oyaladılar ve annemin sağlık sorununa müdahaleyi 5 saat gibi geciktirdiler? Ayrıca ilaç alerjisi olan insanların sağlığı ile neden bu kadar duyarsız kalınıyor?

       b)    Ben sağlam raporu ile sevk edildikten sonra eve yatmaya gidemedim ve bayıldım. Annemin gitti hastaneye giderek yoğun bakıma alındım ve iki gün yoğun bakımda kaldım. İnsan hayatı bu kadar mı ucuz demeyeceğim sayın bakanım. Bunda sizin suçunuz yok. Hipokrat yemini yapan doktorların belki yoğun mesaileri, belki çok yorgun olmaları, hastane acil servisinin koşulları, ama bu durumu da siz mi yapacaksınız, yoksa hastane yönetimi mi hazırlamak zorunda, bunu öğrenmek istiyorum? Devletten para isterken hizmet götürülmesi gerektiğini ne zaman öğreneceğiz ben bunu da anlayamadım.

       c)     Sağlık kuruluşlarında genelge doğrultusunda hastanın isteği ön planda tutulur ve istediği yerde tedavi alabilir denildiği halde ben ve annem için neden 5 saatlik bir gecikme oludu, ilgililerin cevabını bekliyorum?

       3.  Hastane girişlerinde hasta yakınlarının yığılmaları ve bu yakınların topluca yoğun bakım kısmı ile hastane koridorlarını doldurmalarını önleyecek önlemler ilgili kuruluş yönetici ve amirlerince almaları mümkün değil mi, yoksa onun önlemini de siz alacaksınız?

        Gerçi bu konuda hasta yakınları inanın çok duyarsızlar. Bunu gördüm ve şahidim. Bu konunun daha değişik bir biçimde ve değişik zamanlarda ve hastane çevrelerine yapılacak uyarılı levhalarla dikkat çekme olamaz mı? Hasta yakınlarının yoğun baskıları ile bazı hastanelerde doktorlar çalışamaz, görev yapamaz durumdadırlar. Bu duruma nasıl bir önlem düşünüyorsunuz?

          Bize hizmet sunan o gün görev yapan doktorlara yine de teşekkür etmek isterim. Ama şunu unutmasınlar ki, her şey devletten beklenmemeli. Bu taşın altına elinizi sizlerde sokun lütfen, olmaz mı?

         25.Temmuz.2006 günü akşam 20.00 civarında gitmiş olduğumuz Dokuz Eylül Üniversitesi Araştırma Hastanesinde gösterilen tedavi hizmeti anlayışına hayran oldum. Oraya vardığımda zaten kendimi kaybetmiş ve bende derin uykulara girmişim. Kendime geldiğimde başımda hemşire ve nöbetçi doktorların müdahalesi ve soruları ile karşılaştım. Annemi sorduğumda saplığının iyi olduğunu söylediler. Daha sonra film çekimlerinin yarısının bittiğini öğrendim. Diğer çekimler içinde görevli kişi tarafından ilgili yerlere götürülüp getirildim. İki sağlık kuruluşu ve aralarında ise dağlar kadar fark var. Hoş bazı hasta yakınlarının bu hastane için bazı serzenişleri vardı ama onu yapanların haksızlık yaptığını da gördüm. İki hastane ve değerlendirmesi sayın bakanım başta sizin dikkatinize ve sonra ilgili birimlerin dikkatine sunuyorum.

         Sonuç olarak şunu söylemek isterim ki, bu devleti şuan yöneten siyasi kadronun hatasıyla doğrusuyla yaptıkları olacak, hatalarının hesabını verecektir. Ama bu hataların oluşumunda sadece 24 bakan ve ya bürokratları olamaz. Nasıl ki bir geminin batmasında sorumluluk sadece gemi kaptanına ait değilse ve tayfası da sorumlu ise kuruluşların da sorumlulukları vardır. Hak aradıkları ve haklarını aradıkları eylemler de ne kadar haklı iseler ve haklarını istiyorlarsa, hizmet sunmanın da sorumluluk olduğunu unutmasınlar. Hak arayışı tek taraflı olmasın lütfen. Bu gemi batarsa hep beraber batacağız. Sadece baştaki 24 kişi batmayacak.

         Kalın sağlıcakla.

                                                                      İzmir. 31.07.2006
                                                                      Hüseyin DURMUŞ
                                                          
  Emekli Edebiyat Öğretmeni

 

 
  ANA  SAYFA  
     
   
 

    

 
     
 

 
     
     
 

 
   Günlük Özgürlük  
 

 
     
  Dr Tuncay Filiz
Milli Eğitim Baka.Çanakkale
Kültür ve Turizm
İzmir Belediyesi
Konak Belediyesi