SAĞLIK GÜVENCEMİZ
Memur Ali Bey bir
devlet memuru olarak üzerine düşen görevleri
yapmanın huzuru içindedir. Şöyle bir
düşünür. Yıllardır görevini hiç aksatmadan
yapan bir kamu çalışanı olmak ne güzel bir
duygudur. Her ay çalışmasının karşılığını
maaş olarak almaktadır. Bu dünyada bu maaşla
zengin olamasa bile aç kalmamıştır. Tatili,
eğlenceyi ve yabancısı olduğu yaşama
biçimlerini TV den izleyebilmektedir en
azından...
Yılların yükü Ali Beyi
yıprattı. Rahatsızlıkları başladı. Son
günlerde çok öksürüyor. Bunca yıllık memur.
Mevzuatı biliyor. Ne yapması lazım ? Tabiî
ki Devletin Sağlık kuruluşlarına baş
vuracak. O bir devlet memuru. Ve Devlet onun
sağlığını güvence altına almış. Her türlü
masrafı devlet tarafından karşılanacak ve
tedavi edilecektir. İyi bir hastaneye gidip
bir güzel baktırmalı kendine. Ama bunun bir
usulü var. Bulunduğu yerdeki en küçük sağlık
kuruluşundan başlanacak. Orası uygun görürse
bir üst sağlık kuruluşuna gönderecek. Bu
sırayla gidilecek ancak iyi bir hastaneye.
Ali Bey sevk alıp
Sağlık Ocağına müracaat ediyor. Pratisyen
hekim Ali Beyi dinliyor ve kendisini İlçe
Devlet Hastanesine sevk ediyor. İlçe Devlet
Hastanesinde bir kısım muayeneler yapılıyor
ve sorun anlaşılamadığı için Vilayetteki
hastaneye gönderiliyor. Zaten Ali Bey de
bunu istiyordu.
Uzun kuyruklar,
sıralar, kayıtlar sürüp gidiyor. Ali Beyden
bir MR filmi isteniyor. Teşhis için
gerekliymiş. İyi de bu film devlette
çekilemiyormuş. Dışarıda bir yerde
çektirilmesi gerekliymiş. Ali Bey özel bir
hastaneye gidip MR çektiriyor. Kendisine 250
YTL fatura edilip filmi teslim ediliyor.
Filmi alıp devletteki doktoruna götürüyor.
Doktor evirip eviriyor ve bir kağıt
uzatıyor. Git bunu da yaptır gel diye. Bir
tahlil. Renkli gata ne demekse. Ali Bey
laboratuara gidiyor. Renkli tahlil
yapamıyoruz. Dışarıda yaptıracaksın
diyorlar. Haydi gene özel sağlık
kuruluşuna. Tahlil yapılıyor ve 125 YTL
fatura edilip sonuç Ali beye teslim
ediliyor. Devletteki doktora götürüyor Ali
Bey tahlil sonuçlarını. Gene evirip
çevirerek bakıyor doktor ve Ali Beye dönerek
“Bir şeyiniz yok. Basit bir soğuk
algınlığından mütevellit bir öksürük.”
Diyor. Ve bir reçete yazıp veriyor eline.
Ali Bey eczaneye koşup
reçetesini veriyor. Eczaneden yazılan ilacı
alıp mevzuat gereği yüzde yirmisini
ödeyecek. Eczacı hanım ilacı getiriyor.
Bilgisayara girip kontrolünü yapıyor ve Ali
Beye dönüp “ Beyefendi bu ilacın bedelini
Devlet ödemiyor, parasını verip alacaksınız”
diyor. Ali Bey sarsılıyor. Bu ne ola ki.
Devlet ödemiyor. Çok mu pahalıda acaba ondan
ödemiyor. Yoksa esrar eroin gibi bir şey mi
? Eczacı hanıma soruyor. Hanımefendi bu ilaç
nedir ve kaç paradır ? Eczacı hanım gülerek
“Basit bir öksürük şurubu. Brodil Şurup.
4,50 YTL “ diyor. Ali bey ilacını alıp
parasını veriyor ve çok yorgun olarak evine
dönüyor.
Mevzuatı bildiği için
ertesi gün Ali bey harcamalarını tahsil
etmek üzere kurumuna müracaat ediyor.
Kendisine fatura edilen MR ve tahlillerin
bedelini ve yol parası ve oralarda uğraştığı
beş günün yevmiyesi verilmesi lazım. Ali
beyin evrakları inceleniyor. Devletin hangi
işe ne kadar para ödediğini belirlediği
Resmi Gazete inceleniyor ve MR 40 YTL,
renkli gata 5 YTL olduğu tespit ediliyor.
Yol parası olarak da mutat vasıta ücreti
olan 7 YTL den bir gidiş ve bir dönüş
karşılığı 14 YTL hesaplanıyor. Yevmiyeye
sıra geliyor. Memur bakıyor sevk kağıdına ve
“ Bunun üzerine şu tarihten şu tarihe kadar
ayakta tedavi yapıldı diye yazılmamış.
Sadece bir günlük yevmiye alabilirsiniz.”
Diyor. Ali Beyin yevmiyesi 20,50 YTL.
Toplanıyor ve 79,50 YTL bulunuyor. Damga
vergisi düşülüp Ali Beye ödenecek. Ancak bir
sorun var. Şu anda kurumun bu harcama
kaleminde ödeneği yokmuş. O yüzden şimdi
ödenmesi mümkün değilmiş. Ödenek gelince
alacakmış Ali bey parasını....
Ali Bey yorgun, üzgün,
güvencesiz işinin başına dönüyor. Kendi
parasıyla aldığı Brodil öksürük şurubunu
içmeye başlıyor. Bu hazırlıksız yakalandığı
olağan dışı harcama onu belli bir süre bazı
harcamalarında kısıtlamaya gitmeye mecbur
edecek. Tek düze yaşantısındaki bazı
ekstraları kaldırması gerekli.
Yan masada işe yeni
girmiş çiçeği burnunda bir devlet memuru.
İşe girme amaçlarını sıralarken “en azından
sağlığımız güvence altında” diye avunuyor.
Ali Bey tebessümle bakıyor yeni memura. “
Hoş geldin arkadaş. Evet sağlık güvencesi
mevzuatta var. Ama senin de daha öğrenecek
çooook şeyin var.” Diyor.
Gülüşüyorlar.09.08.2006 Şenpazar
Hasan SAVAN
|