YAŞAM
NERDE BİTİYOR ÖLÜM NERDE BAŞLIYOR?
Son 1 aydır üst üste hastalıklar ve ölümler
yaşadım. Hayatın bir gerçeği bu aslında. Ama
bazen insanın kendi ile yüzleşmesine vesile
oluyor yaşanan her şey.
Şapka devriminde doğmuştu halam. Ailemizin
en asil bireylerinden biriydi. Rahmetli eşi
tanınmış bir gazetenin yönetimindeydi bir
zamanlar. Halamı hep hanım hanımcık bakımlı
şık titiz gördüm. Yaşlandığında bile elleri
titreyerek bile olsa yüzüne kremini sürmeden
saçını taramadan makyajını yapmadan güne
başlamazdı.
Derken bir gün oda öldü....
Camide naşı getirilip musalla taşına
konduğunda yanına gittim. Sanki hala
yaşıyormuş gibi konuştum onunla. Bakalım ben
senin yanına ne zaman geleceğim bilmiyorum.
Bekle beni hala dedim. Duasını edip
akrabalarımın arasına karıştım. Ve ilk acı
gerçekle yüzleştim o an. Yüzünü
hatırlamadığım, ismini unuttuğum birçok
akrabamla göz göze geldik ve birbirimize boş
gözlerle, soran gözlerle baktık bir süre.
Benim gibi cesaret toplayan yengemin en
küçük oğlu oldu ve yanıma geldi. Önce o
ismimi yanlış söyledi. Ben onun ismini bile
söylemedim. Sonra ayaküstü ne kadar
koptuğumuzdan konuştuk. Birlikte onların
evinin avlusundaki günlerimizi hatırladık.
Ne tesadüftür ki onunda hafızasında aynı ev
aynı avlu vardı. O zamanlar çok küçüktük.
Sonra birbirimize telefonlarımızı verdik.
Bari biz vesile olalım bir gün akrabaları
bir araya getirelim dedik. Çocuklarımız
bizim gibi düğünlerde yada cenazelerde
karşılaşmasın dedik. Bu içime umut verdi bir
anda. Halamın ölümü belkide bir vesile
olacaktı.
Halamı toprağa verilirken sordular oğlu var
ise o insin mezara diye. Halamın oğlu yoktu
ama oğlu gibi sevdiği yengemin büyük oğlu
İlker vardı. O indi. Halam toprağa
verildikten sonra onun gözlerindeki acıyı ve
hüznü görünce metanetim elden gitti ve bende
onunla ağladım. Olan geride kalanlara
oluyor. Bazı sözlerin anlamını bir kez daha
kavradım üzüntü ile.
Mezarlıktan eve dönecektik hemen. Ama
İlker'in daveti o kadar içtendi ki
kıramadık. Ona gittik tüm akrabalar.
İlker'in bizleri ağırlamak için çırpınması
yüreğinin güzelliği beni o kadar etkiledi
ki.. Hemen helvası kavruldu halamın duası
başladı. Görevimizi bitirip eve dönerken
kendi kendimle yalnız kaldım biranda.
Düşündüm.
Halam çok zengindi. Arkasından 40 çift yeni
ayakkabısı varmış diyorlardı. Onun vizon
kürkü vardı. Döpiyesleri pırıl pırıldı şimdi
çuvala koymuşlar diyorlardı.. Bu sözler
geldi aklıma bir bir.. Ne fark eder diye
düşündüm. Şimdi halam o 40 çift ayakkabı ile
değil bir kefenle mezarda. Birden utandım.
Bir yere giderken giyecek bir şeyim yok diye
hayıflandığım zamanlar aklıma geldi. O an
bunun ne kadar anlamsız olduğunu fark ettim.
Yaşam nerde bitiyor ölüm nerde başlıyor hiç
belli değil. Hayatın keşmekeşinde nelerin
peşinde koştuğumuz, neleri yitirdiğimizi hiç
fark etmiyoruz. Bir gün halam gibi bende
ölüp gideceğim bu dünyadan. Benim ardımdan
malım mülküm mü konuşulacak, yoksa başka
şeyler mi hiç bilmiyorum. Ama en azından ben
yaşarken kendim için konuşulacakları
düşünüyorum.Ardımdan sevgi ile, iyi niyetle,
dostlukla hatırlanmayı ümid ediyorum
Şule Akar
04.05.2006 Saat :10:23
|