Ana Sayfa

 
 

Edebiyat

 
 

Öyküler

 
 

Makaleler

 
 

Şiirler

 
 

Tiyatro

 
 

Hakkımızda

 
 

İletişim

 
     
  Hidayet Karakuş
Nazan Duman
Kübra DurmuşGülçin Can
Hüseyin Durmuş
Emrah Buran
 
 

 
   
     
 

YAZILARINIZI
BEKLİYORUZ





kafiyenet okurlarının siteye katkılarını bekliyoruz.
Yazılarınızı iletin, yayınlansın.
Şimdiden katkılarınız için teşekkür ederiz.

İletişim adresi olarak
yazi@kafiye.net
adresini kullanabilirsiniz.

 
     
     
    
  MAKALELER  
  ŞULE   AKAR  
 
 
             
YAŞAM NERDE BİTİYOR ÖLÜM NERDE BAŞLIYOR? 

Son 1 aydır üst üste hastalıklar ve ölümler yaşadım. Hayatın bir gerçeği bu aslında. Ama bazen insanın kendi ile yüzleşmesine vesile oluyor yaşanan her şey.

Şapka devriminde doğmuştu halam. Ailemizin en asil bireylerinden biriydi. Rahmetli eşi tanınmış bir gazetenin yönetimindeydi bir zamanlar. Halamı hep hanım hanımcık bakımlı şık titiz gördüm. Yaşlandığında bile elleri titreyerek bile olsa yüzüne kremini sürmeden saçını taramadan makyajını yapmadan güne başlamazdı.

Derken bir gün oda öldü....

Camide naşı getirilip musalla taşına konduğunda yanına gittim. Sanki hala yaşıyormuş gibi konuştum onunla. Bakalım ben senin yanına ne zaman geleceğim bilmiyorum. Bekle beni hala dedim. Duasını edip akrabalarımın arasına karıştım. Ve ilk acı gerçekle yüzleştim o an. Yüzünü hatırlamadığım, ismini unuttuğum birçok akrabamla göz göze geldik ve birbirimize boş gözlerle, soran gözlerle baktık bir süre. Benim gibi cesaret toplayan yengemin en küçük oğlu oldu ve yanıma geldi. Önce o ismimi yanlış söyledi. Ben onun ismini bile söylemedim. Sonra ayaküstü ne kadar koptuğumuzdan konuştuk. Birlikte onların evinin avlusundaki günlerimizi hatırladık. Ne tesadüftür ki onunda hafızasında aynı ev aynı avlu vardı. O zamanlar çok küçüktük. Sonra birbirimize telefonlarımızı verdik. Bari biz vesile olalım bir gün akrabaları bir araya getirelim dedik. Çocuklarımız bizim gibi düğünlerde yada cenazelerde karşılaşmasın dedik. Bu içime umut verdi bir anda. Halamın ölümü belkide bir vesile olacaktı.

Halamı toprağa verilirken sordular oğlu var ise o insin mezara diye. Halamın oğlu yoktu ama oğlu gibi sevdiği yengemin büyük oğlu İlker vardı. O indi. Halam toprağa verildikten sonra onun gözlerindeki acıyı ve hüznü görünce metanetim elden gitti ve bende onunla ağladım. Olan geride kalanlara oluyor. Bazı sözlerin anlamını bir kez daha kavradım üzüntü ile.

Mezarlıktan eve dönecektik hemen. Ama İlker'in daveti o kadar içtendi ki kıramadık. Ona gittik tüm akrabalar. İlker'in bizleri ağırlamak için çırpınması yüreğinin güzelliği beni o kadar etkiledi ki.. Hemen helvası kavruldu halamın duası başladı. Görevimizi bitirip eve dönerken kendi kendimle yalnız kaldım biranda. Düşündüm.

Halam çok zengindi. Arkasından 40 çift yeni ayakkabısı varmış diyorlardı. Onun vizon kürkü vardı. Döpiyesleri pırıl pırıldı şimdi çuvala koymuşlar diyorlardı.. Bu sözler geldi aklıma bir bir.. Ne fark eder diye düşündüm. Şimdi halam o 40 çift ayakkabı ile değil bir kefenle mezarda. Birden utandım. Bir yere giderken giyecek bir şeyim yok diye hayıflandığım zamanlar aklıma geldi. O an bunun ne kadar anlamsız olduğunu fark ettim.

Yaşam nerde bitiyor ölüm nerde başlıyor hiç belli değil. Hayatın keşmekeşinde nelerin peşinde koştuğumuz, neleri yitirdiğimizi hiç fark etmiyoruz. Bir gün halam gibi bende ölüp gideceğim bu dünyadan. Benim ardımdan malım mülküm mü konuşulacak, yoksa başka şeyler mi hiç bilmiyorum. Ama en azından ben yaşarken kendim için konuşulacakları düşünüyorum.Ardımdan sevgi ile, iyi niyetle, dostlukla hatırlanmayı ümid ediyorum

 

Şule Akar

04.05.2006 Saat :10:23

    

 

 
  ANA  SAYFA  
     
   
 

    

 
     
 

 
     
     
 

 
   Günlük Özgürlük  
 

 
     
  Dr Tuncay Filiz
Milli Eğitim Baka.Çanakkale
Kültür ve Turizm
İzmir Belediyesi
Konak Belediyesi